Sayısal dersler kabus olmaktan çıkacak

0
1242
ODTÜ’lü dört genç, fizik, kimya ve biyoloji derslerinde öğrencilerin zor algıladığı kavramları somutlaştıran yeni bir teknoloji geliştirdi.

‘Artırılmış Gerçeklik’ adı verilen teknoloji, hız, ivme, elektron ve DNA gibi pek çok kavramı somutlaştırarak, yanlış algılamaları ortadan kaldırmayı hedefliyor.
 
Bir bilgisayar, bir web kamera ve bir kağıtla oluşturulabilen bu teknoloji ile öğrenciler, bir DNA kromozomunu makasla kesebilecek, hız ve ivme vektörü arasındaki ilişkiyi, bilgisayarda hız yapan arabanın aldığı yolu görerek kolayca algılayabilecek.
 
Gerçek dünya ile bilgisayar simülasyonları
 
Öğrencilerin gerçek dünya ile bilgisayar simülasyonlarını kullanarak, fizik, kimya ve biyoloji deneylerini kendi kendilerine kolaylıkla yapabilmelerine imkan tanıyan teknoloji, daha çok öğrencinin sayısal alana yönelmesini, böylece bilimle uğraşanların sayısının artmasını hedefliyor.
 
ODTÜ Teknokent’te katıldıkları yarışmada, üç yıl ücretsiz ofis kullanım hakkı ve 50 bin YTL’lik para ödülü kazanan ve Gürkan Caner Birer, Mustafa Ayan, Münir Ercan ve Furkan Kuru’dan oluşan ‘Rotasoft’ grubu, yarışmanın ardından zaman kaybetmeden ‘Artırılmış Gerçeklik’ projelerini geliştirmeye başladı.
 
Gürkan Caner Birer, hedeflerinin bu teknolojiyi Türkiye’nin yanı sıra ABD ve Avrupa ülkelerine de yaymak olduğunu söyledi.
 
Projenin çıkış noktasının, öğrencilerin fizik derslerinin temeli olan kuvvet, hız, ivme, yer değiştirme gibi kavramlarda zorlanmaları olduğunu anlatan Birer, bu konunun ‘fizikte yanlış algılamalar’ başlığı altında incelendiğini söyledi.
 
Mekanik deneyleri kapsayacak sistem

Hız ve ivme gibi kavramların, soyut olmaları nedeniyle öğrencilerin, alınan yol ya da yer değiştirme gibi en temel konuları algılayamadıklarını belirten Birer, ”Mekanik deneylerin hemen hepsini kapsayacak bir sistem hazırladık. Bundan sonra bu deneylerin örgün eğitimde kullanılması için çalışmalarımızı başlatacağız” dedi.
 
Bu çalışmayla söz konusu kavramların aslında o kadar da korkulacak şeyler olmadığını göstermeye çalıştıklarını vurgulayan Birer, ”Öğrencilere aslında bu konuların ne kadar basit olduğunu, bunun belli metodolojilerle çok rahat kavranabileceğini anlatmak istiyoruz. Bu projeyle daha çok öğrencinin sayısal alanı tercih etmesini ve bilimle uğraşanların sayısını arttırmayı hedefliyoruz” diye konuştu.
 
Birer, ”Örneğin biyolojide DNA’nın yapısını göstermeye çalışıyoruz. Micro düzeydeki DNA’yı lise, hatta ilköğretim düzeyindeki öğrencilerin anlayabileceği seviyede örneklerle anlatmaya çalışacağız. Öğrenci, sanal olan DNA modelini gerçek makasla kesebilecek. Sonrasında da başka bir araçla kestiği parçayı alıp diğer DNA’ya monte edebilecek” dedi.
 
Birer, moleküllerin yapısı ve birbirleriyle ilişkisi gibi kavramların da bu teknoloji ile kolaylıkla kavranabileceğine dikkati çekti.
 
Öğrencilerin hazırlanacak setleri basit şekilde kullanabileceklerini anlatan Birer, ”Normalde en düşük 15-20 bin dolar civarında olan deney setlerinin fiyatları da aşağıya çekilmiş olacak. Sistem için, standart bir bilgisayar, bir web kamerası, bir de yazıcıdan çıktısı alınacak basit bir kağıt gerekiyor” dedi.
 
Birer, yakında matematiğin de kabus olmaktan çıkması için çalışmalar başlatacaklarını vurguladı. 
 
Televizyon yayın sistemleriyle ilgili uygulama

Televizyon yayın sistemleriyle ilgili uygulamalarını da anlatan Birer, özellikle canlı yayınlarda sanal nesnelerle etkileşime girebilecek sistemlerin yakında kullanılacağını belirtti.
 
Yayındaki konukların, oturdukları masanın üzerindeki sanal yaratıklarla diyaloğa gireceklerini söyleyen Birer, ”Yayınlarda bu tür uygulamalar genellikle montajla ve iki boyutlu olarak yapılabiliyor. Bunun canlı yayında yapılması çok zor. Yeni sistemle bu tür yapımlar çok ucuzlayacak” dedi.
 
Birer, şov programlarında çizgi film karakterlerinin üç boyutlu olarak stüdyo ortamında hareket edebileceğini kaydetti. Birer, yarışmanın ardından pek çok uluslararası yayın kuruluşunun canlı yayınlarında kullanmak üzere projeleriyle ilgilendiklerini de söyledi.
 
Öğrencilerin sayısal derslerde güçlük çekmesinin Türkiye’ye özgü bir sorun olmadığını söyleyen Birer, dünyanın pek çok yerinde bu sorunla karşılaşıldığını, bu nedenle bu teknolojiyi Avrupa ve ABD’ye transfer etmeyi amaçladıklarını belirtti.
 
‘Artırılmış gerçeklik’ teknolojisinin askeriyeden eğitime kadar pek çok alanda kullanıldığını vurgulayan Birer, dünyada sistemin benzerlerinin olduğunu ancak şu an geliştirdikleri şekliyle kullanılmadığını söyledi.

Kaynak:CNNTURK

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here