Philipp Eduard Anton von Lenard

0
6401

Philipp LENARD

Doğum Tarihi – 1862, Presburgo, Messelhausen
Ölüm Tarihi – Baden-Württemberg, 1947


Philipp Lenard’ın Dogumu ve Gelisimi ( 1862-1891 )

Philipp Eduard Anton von Lenard 7 Haziran 1862’de Pozsony1 (Pressburg),
Macaristan’da dogdu. Ailesi aslen Tirol’den geliyordu. Babası Philipp Lenard von Lenardis,
basarılı bir sarap üreticisiydi. Annesi, Antonie Baumann, Lenard çocukken öldü ve daha
sonra babası ile evlenen teyzesi tarafından yetistirildi. Lenard, milliyetçi bir atmosfer içinde
tek çocuk olarak büyüdü ve hayatının büyük kısmını Almanya’da geçirdi. 1871-1874 yılları
arasında Pressburg Katedral Okulu’nda, 1874-1880 yılları arasında ise Pressburg
Ortaokulu’nda ögrenim gördü. Erken yasta matematige ve fizige ilgiliydi, deneylerini ve bu
konular üstündeki çalısmalarını, kolej kitaplarını rehber alarak gerçeklestirdi.

Babası onun aile meslegi olan sarap isine girmesini planladıysa da Lenard bilim
üzerine çalısmak istiyordu. Sadece sarap kimyası üzerine Viyana ve Budapeste’deki teknik
kolejlerde okursa babası ona daha yüksek bir egitim saglayacaktı. Bu yüzden 1881’de
Budapeste ve Viyana Üniversitesi’nde dogal bilimler üzerine çalıstı. Okuldan ilham alamayan
Lenard, 1882’de okulu bırakıp babası için çalısmaya basladı. 1883’de Almanya’ya yolculuk
edebilmek için gerekli parayı toplayabildi. Orda, ona uzunca bir süre ilham veren kimyager
Robert Wilhelm Bunsen ile tanıstı. Bunsen’in çalısmaları Lenard’ı etkileyerek bilime yöneltti.
Basarılı bir sekilde Budapeste’de Bunsen’in (1811-1899), Viyana’da Helmholtz’un (1822-
1894), Berlin’de Königsberger’in ve en son Heidelberg’de Quincke’nin (1834-1924) yanında
çalıstı ( 1886-1889 ). 1886’da Heidelberg’deki “ Salınımlar Üzerine Düsen Damlalar ” tezi
ile Doktor ünvanını aldı.

Lenard, 1888’de Heidelberg’de Quincke yanında çalısırken katot ısınlarıyla ilk
çalısmasını yaptı. Daha sonra, katot ısınlarının ultraviyole ısınlarına benzer olup olmadıgını,
bu ısınların (ultraviyole ısınlar gibi) bosaltma tüpünün duvarındaki pencereden geçip
geçmedigini açıklayan bir deneyle kanıtlamaya çalıstı.1890’da ngiltere’de kısa bir süre
kaldıktan sonra Polonya’daki Breslau Üniversitesi’ne geçti. 1891’de, elektromanyetik
dalgaları kesfeden Heinrich Rudolf Hertz’in yanında asistan olarak, Bonn Üniversitesi’nde
çalısmaya basladı.

Lenard’ın Bonn’da Hertz ile Geçen Yılları ( 1891-1894 )

Lenard, 1 Nisan 1891’de Bonn’a geldi ve Hertz’in yanında iki yıl dokuz ay boyunca
asistan olarak çalıstı. Bonn’a büyük bir hayranlık duyuyordu. Bunun iki sebebi vardı; birincisi
Hertz’in 1883’te Berlin’de yayınlanan katot ısınları ile ilgili makalesi, ikincisi Bonn sehrinin
Heinrich Geissler (1814–1879) ve onun patronu olan Bonn Üniversitesi Fizik ve Matematik
Profesörü Julius Plücker’e (1801–1868) kadar dayanan, katot ısınları arastırmalarıyla ilgili
zengin tarihiydi. Geissler, 1855’te katot ısınları alanında gelistirmis oldugu vakum
pompasının yardımı ile ünlü “ Geissler Tüpleri ”ni kesfetmisti. Bu tüplerden bazıları hala
Bonn Fizik Enstitüsü’nde bulunuyordu. Bu durum, Hertz ve Lenard’ın katot ısınları
problemini Hertz’in yeni arastırma laboratuarında çözmeleri için onlarda bir istek olusturdu.

Hertz, 1892’de yayınlanan kısa ve öz makalesinde,
katot ısınlarının, ince altın, gümüs ve alüminyum
tabakalardan, uranyum cam tarafından üretilen
fosforesansın dedektör olarak kullanılmasıyla,
geçebileceklerini gösterdi. Bu önemli bulusun ardından
Hertz, Lenard’a laboratuarında bu olayı gösterdi. Ardından
Lenard olanları söyle tarif etti :


“ Hertz bana iki bölmeyi alüminyum tabakalarla ayırmamız ve bir bölümde ısınları
genel yoldan üretmemiz gerektigini söyledi. Böylece tabakanın yumusaklıgı nedeni ile iki
bölme arasında meydana gelen basınç farkının düsürülmesi sonucu, bu bölmede ısınların
önceden gözlenmis olandan daha net bir sekilde gözlenebilecegini ve yayılan katot ısınlarının
gözlem bölmesinden tamamen bosaltılmasının mümkün olabilecegini belirtti. Baska bir
deyisle ısınların maddedeki bir olgu mu yoksa bosluktaki bir olgu mu oldugunu anlayabiliriz
dedi. ” ve Lenard, Hertz’in son cümlesinin en önemli kısım oldugunu ayrıca vurguladı.


Katot ısını tüpünün sol kısmının Lenard Penceresi ile birlikte çizimi


Bu olay, katot ısınları arastırmasında Lenard’a “Lenard Penceresi” bulusunun
olusumunda büyük katkı sagladı. Bu bulus, karısık üretim isleminin rahatsız eden etkilerinden
olumsuz etkilenmeyen saf bir çevre olusumuna olanak sagladı. Bu yöntemle Lenard, orta
derece bir vakumda kendi katot ısınlarını olusturma imkanı buldu ve bu ısınları metal tabakalı
pencereden daha iyi bir vakum ortamı bulunan gözlem bölgesine veya bosluk ya da basınçları
degisebilen gazlarla doldurulmus ve katot ısınları degerlerinin ölçülebilecegi bir bölmeye
aktarabildi.
Lenard, katot ısınlarının yaklasık bir atmosferlik bosluk basıncındaki hareketini
Lenard Penceresi’ni kullanarak inceledi. Katot ısınlarının, ürettikleri flüoresans
yogunluklarının baslangıç degerinin yarısına gelinceye kadar 0.5 cm ilerleyebildiklerini
kesfetti. Katot ısınlarını bosluk molekülleri ile degistirerek, birtakım bulgular elde etti. Bu
bulgular sonucu katot ısınlarının, molekül veya atomlardan çok daha küçük yapılardan
olustugunu fark etti. Tabii katot ısınları Lenard için halâ “bosluktaki olgu” özelligini
koruyordu.
Lenard, katot ısınları hakkındaki deneyleri için 1905’te Nobel Ödülü’ne lâyık görülse
de ödülün verilecegi bes konudan ikisi, fotoelektrik etkisine baglı metal plakalara tutulan
ultraviyole ısıgın ürettigi düsük enerjili katot ısınlarının arastırılması hakkındaydı. Tekrar
görüldügü gibi Hertz, Lenard’dan daha önce davranmıstı. Lenard Bonn’daki geri kalan
zamanında katot ısınları üzerine yogunlastı ve 1894 Eylül’ünde Bonn’dan ayrılmadan önce,
katot ısınlarının gazlarla, manyetik sapmayla ve dagılmayla yayılması üzerine üç önemli
belge yayımladı. Quincke ile çalısmak için 1896’da Heidelberg’e dönmeden önce, iki yıl
boyunca ekipman bakımından zayıf olan fizik enstitülerinde çalıstı. Heidelberg’de ise daha
anlamlı çalısmalar yaparak katot ısınları üzerine üç belge daha yayımladı. 1899’da ultraviyole
ısık tarafından üretilen katot ısınları ile ilgili çalısmalarına basladı ve 1900’de fotoelektrik
etkisi hakkındaki ilk belgesini yayımladı.
Böylece açıkça görülüyor ki Hertz, Lenard’ın fotoelektrik etkisine ilgisini tazeliyor ve
katot ısınlarına ilgisinin azalmasında etkili oluyordu. Üstelik kisiliklerinin birbirinden çok
farklı olmasına ragmen, ikisi arasındaki iliski gayet uyumluydu. Lenard, 1894’te Annalen’de
yayımladıgı katot ısınları belgesinde, kendisine birçok önemli öneride bulunan, pencere
deneyinde kullandıgı metal tabakaları saglayan ve her konuda destek olan Hertz’e bolca
tesekkür etmistir.2 Hertz, en son hastalık döneminde Lenard’dan “ Miscellaneous Papers ” ve
“ Principles of Mechanics ” ( Toplanmıs çalısmalarının üç kitabından ikisi ) adlı kitapları için
editör olmasını ve basım asamasını takip etmesini istedi. 1894 Eylül’ünde Bonn’dan
ayrılmadan önce Lenard, bu istekleri özenli bir sekilde yerine getirmeye çalıstı. Hertz’in
meslektasları tarafından büyük bir övgü gören, onun “ Miscellaneous Papers ” adlı kitabı için
mükemmel bir giris bölümü hazırladı. Fakat “ Principles of Mechanics ” adlı kitabında
durum biraz farklıydı. 1894 Ocak’ında, 36 yasında ölen Hertz, vasiyetinde bu kitapla ilgili
hiçbir kaygısının olmadıgını ve Lenard’ın basım isinin üstesinden gelecegi konusunda
kendisine tam güveni oldugunu belirtiyordu. Lenard’ın sadakati ve arkadaslıgına minnettar
oldugu için, çocuklugundan beri sahip oldugu degerli mikroskobunu ona miras bıraktı.
Ancak Lenard’ın, kendisi bir kuramcı olmadıgından ve mekanigin temellerini çok az
bildiginden dolayı, “ Mechanics ” hakkında bazı endiseleri vardı. Hertz’in el yazısındaki
resmi sertligin, yazdıgı diger bütün seylerden farklı olması Lenard’ı çok sasırtmıstı. 24 Nisan
1894’te Helmholtz’a yazdıgı bir mektupta Lenard, “ Mechanics ” in ikinci bölümündeki iki
pasaj için ondan yardım istedi. Hertz, kitabı her ne kadar baskıya vermis olsa da, fiziksel
durumu bu bölümü devam ettirmesine engel olmustu. 21 Mayıs’ta Helmholtz’un gönderdigi
cevap mektubunda Hertz’in yazısını gelistiremedigini ve bu yazıyı anlamak için gerekliLenard basta hayrete sonra ise dehsete kapıldı. Eger Hertz gibi büyük bir fizik
kuramcısı bile bu konu hakkında yorum getirmekte zorluk çektiyse, onun ögrencisi olan
Lenard elyazılarını anlayarak nasıl basıma hazır hale getirebilecekti ? Yine de kendi
laboratuarında arastırmalarıyla mesgul olmayı seçebilecekken bu ise baglı kalmayı tercih etti.
1894’te Agustos ayında yayımladıgı belgede Hertz için duydugu derin saygının ve
takdir duygusunun varlıgı açıkça belli olmaktadır.3 Ayrıca Hertz’in isteklerini yerine getirmesi
sonucunda yasadıgı mutlulugunu eski meslektaslarından olan astronom Max Wolf’a yazdıgı
mektupta da vurgulamıstır.

Hertz’in Ölümünden Sonra Lenard’ın Tutumu ( 1894-1947 )

Lenard’ın davranısları Hertz’in ölümünden sonra anlasılamaz bir hâle geldi. Hertz’in
Lenard’a karsı olan saygısı ve cömertligi hiçbir zaman degismemistir. Ancak Lenard
insanların hareketlerini, kendi elde ettigi sonuçlar ısıgında ve benimsedigi nedenleri ile tekrar
degerlendiriyordu. Yıllar geçtikçe kendini, önceden yol gösterici olarak gördügü Hertz’den
daha üstün görmeye baslamıstı.
Bu degisimin ilk kanıtı, Nobel Ödülü aldıgı 28 Mayıs 1906 günü görüldü. 1892’deki
katot ısınlarının metalik tabakalardan geçisini gözlemledikleri deneyi anlatırken Lenard,
Hertz’in kendisine enstitüde çalısmak için yeterli zamanı ve ortamı vermedigini vurguladı.
Ayrıca onun hakkındaki uygun gerçekleri takdir etmekten kaçındı.
Hertz’in hastalıklarla yasadıgı zorluklara ve geri kalan tüm gücünü “ Principles of
Mechanics ”e vermesine ragmen Lenard bunları görmezden geldi. Bu, Lenard’ın diger
insanlara tahammül edemediginin bir göstergesiydi. Düsünceleri hep kendinde baslayıp
kendinde bitiyordu ve diger insanların da mesgul ve kötü günleri olabilecegini unutuyordu.
Lenard hakkındaki ikinci bir elestiri ise, Hertz’in üç serilik “ toplanmıs çalısmaları ”
eserinin iki kitabını hazırlamasının, kendi çalısmalarını zorlastırdıgı konusundaydı. Ancak su
bir gerçektir ki Lenard laboratuarda çalısmalarını ilerletebilecek yarım sene gibi bir süreyi bu
eserin tamamlanması için kullanmıstır. Bonn’dan ayrıldıktan sonra arastırmasına engel olan
en büyük zorluk, gerekli ekipmanı bulunmayan Breslau Üniversitesi’nin, teorik fizik alanında
yaptıgı teklifi kabul etmis olmasıydı. O yılın sonunda sadece bir yıl kaldıgı Aachen’e geçti.
1896’da Heidelberg’de teorik fizik alanında tekrar çalısmaya basladı ( Ona tezde yardımcı
olan Quincke buna sevinmisti ). Heidelberg’deki yıllarında tanıstıgı Katharina Schlehner ile
1897 yılında evlendi. Bu evlilikten bir oglu ve bir kızı oldu.
Daha sonra 1898’de profesör ve fizik enstitüsü baskanı olarak Kiel Üniversitesi’nde
çalısmak için Heidelberg’den ayrıldı. Lenard’ın arastırması için, kariyerindeki bu üç yıllık
dönem, önemli bir kayıptı. Fakat Hertz gibi büyük bir fizikçi bile iki yılda bir üniversite
degistirip yeni laboratuar kurmak zorunda kalsaydı, çok az basarılı olabilirdi.
Daha sonraları Lenard, Hertz’e olan borcunu unutmus gibi gözüküyordu. Katot ısınları
ve fotoelektrik etkisi üzerine yaptıgı arastırmalar ona 1905’te Nobel Ödülü kazandırdıysa da
bu ona yetmedi. William Conrad Röentgen’in ( 1845-1923 ) X ısınları kesfi için aldıgı Nobel
Ödülü’nü4 ( 1901 ) de kendisinin hakkettigini düsünüyordu. Bu olayda, kendisine birçok
sorumluluk yükleyerek arastırmasının gecikmesine sebep oldugunu düsündügü Hertz’i
suçluyordu.
1914’te Büyük Savas’ın baslarında Alman vatanseverliginin etkisiyle ngilizler
hakkında karalayıcı bir kitap yazdı. Kitabında, ngilizlerin, Alman bilim adamlarının fizik
bilimine yaptıgı katkıları reddederek veya saklayarak, onların çalısmalarını çaldıklarını iddia ediyordu. Bu savasla birlikte Lenard’ın fizige olan ciddi katkıları, yerini politik aktivitelere
bıraktı. Böylece Hertz’den daha da uzaklasmıs oldu.
1929’da Almanya’da baslayan “ Aryan Fizik ” hareketinin temel kitabı olan
Lenard’ın “ Grosse Naturforscher ” kitabında, basta Heinrich Hertz’in olmak üzere, 19.
yüzyılın sonlarına kadar yasamıs 65 büyük bilim adamının biyografisi bulunuyordu.
Ancak Hertz’in hayatı ve arastırmaları hakkındaki bilgiler inanılmaz derecede
yetersizdi. Fizige bakıs açısından kendi düsünceleri, Hertz’inkinden daha ön plandaydı. Bu
kitabın amacı bütün büyük fizikçilerin ırkçı Aryan-Alman soyundan geldigini ispatlamaktı.
Fakat Hertz’in babasının %100 Yahudi olması Hertz’i de en azından yarı Yahudi yapıyordu.
Elektromanyetik dalgaların kesfinin, Alman fizikçilerinin5 büyük bir zaferi oldugunu
kanıtlamak için ırkçılıgı, kitabının ilk baskılarında önemsiz göstermeye çalıstı.
Kitabının 1943’teki 6. ve Almanca olan son baskısında, Hertz’in deneylerinde basarılı
olmasının sebebini Aryan olan annesine benzemesine, “ Principles of Mechanics ” eserinde
ortaya çıkan Yahudi ruhunu da babasına benzemesine baglıyordu. Bu iddiaları tabii ki
saçmaydı. Çünkü Hertz, profesyonel hayatı boyunca teori ve deneyler arasında gedip
gelmistir. Örnegin, 1880’de Berlin’de verdigi tezi, 1884’te Kiel’de Maxwell’in denklemlerini
önceki elektromanyetik teorileri ile karsılastırdıgı yazıları ve 1890’da duran ve hareket eden
cisimlerdeki temel elektromanyetik denklemleri içeren belgeleri, tamamen teoriye dayanır.
Lenard’ın, Hertz’den giderek uzaklasması son kitabında daha belirgin sekilde anlasılıyor ve
kitabında, Bonn’da Hertz’in yanında asistan olarak çalıstıgından hiç bahsetmiyordu.
Lenard’da olusan bu paranoya, Hertz’in bir sekilde onu reddettigi düsüncesine kapılmasına
neden oluyordu. Lenard, kendi deneysel buluslarını olduklarından daha degerli, bunları karsılastırdıgı
diger bulusları ise degersiz görüyordu. Bu bakıs açısı Lenard’ın, Hertz’in 1894’teki
ölümünden sonra onunla ilgili olan düsüncelerini asamalı olarak degistirmistir.

Lenard ve Diger Nobel Ödüllü Fizikçiler

Heidelberg Üniversitesi’nde Fizik Enstitüsü Baskanı iken, konferanslarında
Röentgen’in ne adından ne de yüksek frekans radyasyonu demeyi tercih ettigi X ısınlarından
bahsetmistir. Hatta Röentgen’in büyük kesfini, Lenard’ın ona ödünç verdigi katot ısını tüpü
ile yaptıgı hakkında söylentiler çıkmıstı. Tabii ki bu söylentiler dogru degildi ama
Röentgen’in daha önce yayımlanmıs olan Lenard Penceresi hakkındaki belgeden yararlanarak
deneyini yapabildigi bir gerçekti. Bu gerçegi yansıtmayan söylentiler Röentgen’in Lenard’a
karsı olumsuz duygular beslemesine yol açtı. Bu durumda, Röentgen’in hiçbir suçu
olmamasıyla beraber Lenard’ın yenilgiyi profesyonelce kabul edememesinin etkisi büyüktü.
Buna benzer bir durum 1897’de J.J.Thomson’un elektronu kesfetmesiyle yasandı. 30 Nisan
1897’de Londra’da kesifin ilk duyuruldugu Royal Enstitüsü’ndeki Cuma aksamı
konferanslarından birinde, Lenard’ın elde ettigi deney sonuçlarıyla ilgili söyle konustu :
“ Lenard’ın katot ısınlarının emilimi hakkındaki deney sonuçlarına baglı olarak,
hidrojen atomlarından daha küçük yüklerin sayısal degerleri, hipotezimi dogrular
niteliktedir.”
Bu konferans notlarını okuduktan sonra Thomson’un, Lenard’ın çalısmalarını
görmezden geldigini veya öneminin az oldugunu düsündügünü söylemek mümkün degildi.
Thomson’un yaptıgı sadece Lenard’ın deneylerini dogru bir sekilde yorumlamak ve onları
kendi yaptıgı deneylerle birlestirerek ünlü bulusunu açıklıyordu. Nobel Komitesi’nin 1905
yılında fizik ödülünü Lenard’a ve ondan sonraki senedeki ödülü de Thomson’a vermelerinin
nedeni bu olabilirdi. ki durumda da ödülü, elektronların kesfi için veriyorlardı.
Beklendigi gibi Lenard, yine negatif bir tepki gösterdi. Verdigi Nobel Konferansı’nda,
Thomson’un elektron kesfiyle ilgili bir yorumda bulunmamıs, sadece onun kendisiyle birkaç
belge alısverisinde bulundugunu belirtmisti. Görünüse göre Lenard, ngiliz fizikçilerin ve
politikacılarının vicdansız olarak niteledigi davranısları hakkındaki yazısında ( 1914 ) da
Thomson’a göndermelerde bulunuyordu. 1905’te Fotoelektrik etkisi ile ilgili teorik kuralın kesifi hakkında tartıstıgı Einstein
(1879-1955) ile, kaybettigi fizikçi arkadaslarına bir yenisi daha eklemis oldu. O zamanlar
Lenard, Einstein’ın fotoelektrik etkisi hakkında 1905’te yayınladıgı belgede adı geçen tek
fizikçiydi. Einstein Lenard’ın özellikle, 1902 ve 1903’teki deneylerine altı kez deginmisti.
Lenard, 1909’da Einstein’a yazdıgı mektupta, onu “ derin ve ulasılamaz bir düsünür ” olarak
tanımlıyordu. Fakat zaman ve politika, Lenard’ın Einstein hakkındaki düsüncelerini
degistirdi. Almanya’nın Birinci Dünya Savası’nda yenilmesinde, gerçek Alman
vatanseverlerinin çabalarını görmezden gelen, üyelerinin büyük çogunlugu Yahudilerden
olusan ( Bunlara Einstein da dahil olmak üzere ) sosyalist ve barısçıları suçlu buluyordu.
Lenard, aynı zamanda Einstein’ın tamamıyla teorik ve çogu zaman anlasılamaz
nitelikte olan ( En azından Lenard için ) çalısmalarından, özellikle “ Görelik Kuramı ”ndan
hoslanmıyordu. Bunların hepsi, 1920’de Alman Fizik Örgütü’nün organize ettigi, Alman
Bilim Adamları Dernegi’nin Bad Nauheim’daki görelik kuramı konulu toplantısında tartısıldı.
Toplantıda, Lenard ile Einstein arasında, Einstein’ın bosluk hakkındaki kuramının fizik için
gerekliligi konusunda sert tartısmalar yasandı.6 Toplantı sonunda ise Lenard, Alman Fizik
Örgütü’nün Einstein’ın görelik kuramı hakkında hiçbir itiraza itibar etmeyecegini anlayarak,
üzgün bir sekilde toplantıdan ayrıldı. O andan itibaren Einstein’a ve Yahudi Fizigi’ne olan
nefreti giderek derinlesti. 1925’ten sonra her sey o kadar kötüye gitti ki Lenard,
Heidelberg’deki ofisinin kapısına “ Yahudilere ve Alman Fizik Örgütü diye anılan grubun
üyelerine giris yasaktır. ” diye bir not astı.
Bad Nauheim toplantısından bir sene sonra, Einstein’ın teorik fizik ve fotoelektrik
etkisi kanununun kesfi için verdigi hizmetlerden dolayı Nobel Ödülü alması Lenard’da
yutulması zor olan acı bir hap etkisi yaratmıstı. Einstein, Lenard’ın çok büyük zorluklarla ve
uzun ugraslar sonucunda elde ettigi deney sonuçlarından yararlanmıstı. Bu sebepten de dolayı Lenard, Nobel Komitesi’nden çok, Einstein’ı aldıgı ödülü kendisiyle paylasmadıgı için
suçluyordu. Aynı zamanda Lenard, Einstein’ın, kendi deneylerinin de içinde bulundugu
fotoelektrik deneylerinden yola çıkarak kurulmus, ısık kuantumu hipotezini içeren
denkleminden yararlanmayı da reddediyordu.
Lenard’ın kendi deneylerinin önemini anlamasındaki temel mantık tamamiyle yanlıstı.
Ayrıca, Einstein’ın 1905’te yayınladıgı üç belgenin her birinin de bir Nobel Ödülü degerinde
olması ancak sadece fotoelektrik kanunu hakkındaki belgesiyle ödül alması, Lenard’ın
gözünden kaçan önemli noktalardan birkaçıydı. Nobel Komitesi, özellikle görelik kuramı
hakkında tartısmak istemese de ngiltere ve diger ülkelerdeki fizikçiler bu kuramın üstünde
konusuyordu.
Daha önce bahsedilen Nobel Ödülü almıs bilim adamlarından Röentgen, Thomson ve
Einstein’ın çalısmalarında Lenard’ın deneylerinden yararlanmalarından gurur duyması
gereken Lenard, neden bu katkılarından dolayı kendisine Nobel Ödülü verilmedigini
düsünüyordu. Gerçegi anlamak yerine kendi hataları için diger fizikçileri suçlayan Lenard’ın
bu özelligi, Hertz ile Bonn’da geçirdigi yıllardan sonra kendisini göstermisti. Sonuç olarak,
Hertz’in tersine Lenard, birçok düsman edindi ve varolan dostlarını da kaybetti.

Lenard’ın Ölümü

Philipp Eduard Anton von Lenard’ın fizik ve kisisel
hayatındaki basarısızlıkların temel sebebini asırı merkezci
egosuna baglayabiliriz. O, her seyi kendi dar bakıs
açısından, çogu zaman egrilterek gördü. Bu onu, seçkin
deneylere imza atmıs olsa da basarısızlık konusunda basarılı
bir insan yaptı. Kendisinin Hitler’in etkisi altına girmesine
izin vererek ırkçı bir politika izledi. Yaptıgı deneylerle
birçok Nobel Ödülü almıs seçkin bilim adamlarına
gösterdigi yoldan gurur duyup mutlu olmak yerine, onların
yaptıgı isi kıskanarak kendisine haksızlık yapıldıgını
düsünüp mutsuz bir adam olarak, 84 yasında, 20 Mayıs
1947’de Masselhausen, Almanya’da hayata veda etti.

Fizikçi Olarak Philipp Lenard

Lenard’ın 1947’deki ölümüne ait, ngiliz fizikçi E. N. Da C. Andrade’nin7 yazdıkları
(1887-1947):
Deneysel bir fizikçi olarak Lenard, zamanının süphesiz en büyük figürlerinden biriydi.
Elektron üzerindeki çalısması ustaca bir deneysel teknik gerektiriyordu ve kesifleri fizik
tarihinde derin bir etki yarattı.
Lenard’ın katot ısınları hakkındaki çalısmalarını dikkatle okuyan herhangi bir fizikçi
ona katılır. Bu çalısmalar açık sekiller, mükemmel malzeme tarifleri, tablo ve grafik bilgileri
ve gereken her seyi ile, bir deneyin geçerliligi ve sonuçlarını anlamak isteyen her okuyucuya
hitap eder sekildeydi. Bu hususta Lenard’ın katot ısınları üzerine arastırmaları Julius Plucker,
Wilhelm Hittorf ve Eugen Goldstein gibi seleflerinden çok çok üstündeydi. Lenard, katot
ısınları deneylerinde kullanılan cam tüplerdeki büyük oranda düsürülmüs basıncın önemini
taktir ediyordu. Çalıstıgı gaz basıncına nasıl ulastıgını ve bu basıncın nasıl ölçüldügünü
J.J.Thomson da dahil olmak üzere hiçbir bilim adamı açıklayamadı.
Bu sıralarda bir kuramcı olarak Lenard, özellikle deneylerinde elde edilen bilgilerin
önemini anlatmak gibi birçok problemle karsılastı. Bazı durumlarda elde ettigi deney
sonuçlarına yeteri kadar ilgi gösterilmedigini düsünüyordu. Örnegin katot ısınları üzerindeki
deneyinin havadaki bir çesit açıklanamayan olguya açıklık getirdigi kanısındaydı. 1890’larda
ngiliz fizikçilerin arasında yaygın görüsün zıttı olan, Hertz’in de içinde bulundugu Alman
fizikçilerinin havadaki tanecikler üzerindeki düsüncelerinin etkisindeydi.
Lenard, katot ısınlarının farklı gazlarla emilimini açıklayan birçok önemli deney
yapmıstır. Bu durumda katot ısınlarının emilimini kontrol eden tek faktörün gazın yogunluguna baglı oldugunu özetlemistir. Emen maddenin kimyasal dogası ve fiziksel hali
burada rol oynamamıstır.
Lenard 1899 yılında, ilk olarak 1887’de Heidelberg’de Georg Quincke’nin (1834-
1924) yanında asistan olarak çalısırken karsılastıgı fotoelektrik etkisine yogunlastı. Bu
yogunlasmanın nedeni kendi katot ısınları arastırmasında kullanacagı metallerden kopan
düsük hızlı elektron eldesini arastırmaktı.Ultraviyole ısınlarıyla metallerden yayılan
elektronların, katot ısınlarının bütün özelliklerine (Ölçülebilen hızlar, elektrik ve manyetik
alan nedeniyle meydana gelen sapmalar, yükün kütleye oranı, v.b. ) sahip oldugunu gösterdi.
1903’teki önemli açıklamasıyla Lenard, bir atomun yaklasık tamamının bosluktan
olustugunu açıkça belirten ilk fizikçiydi. Deneylerinden, Hertz’in de 1892’de gösterdigi gibi,
katot ısınlarının düsük basınçtaki gazlar içinde uzun yol aldıkları ve ince metal tabakalardan
geçtikleri anlasıldı. Takip eden yıllarda Lenard, atomların iyonlasma potansiyelleri üzerinde
birçok çalısma yaptı ve daha sonra birçok kisi tarafından kullanılacak olan temel teknikler
gelistirdi. Ayrıca katot ısınlarının atom yapısını arastırmada olası yararını belirtti.
Lenard’ın bu gibi çabaları, flüoresans ve fosforesans çalısmaları üzerine hayatını
adaması, onun basarılı ve istekli bir deney adamı oldugunu gösterir. Ancak zaman zaman
laboratuarda gözlemlediklerinin fiziksel önemini kavrayamamıstır. Bunu Nobel Ödülleri’nde
söyle açıklamıstır : “ Ben hiçbir zaman meyveyi toplayanlar arasında sayılmadım, her zaman
onları yetistiren ve buna yardım edenler arasında yer aldım. ”

İnsan Olarak Philipp Lenard

Philipp Eduard Anton von Lenard’ı bir insan olarak anlamak, deneylerini anlamaktan
çok daha zordu. Karakteri, birçok iyi yönünün ve aynı zamanda sıra dısı kusurlarının ilginç
bir karısımıydı. Bu kusurlar yası ile beraber daha açık bir hale geldi. Asırı sekilde bencildi ve
kendisine söylenen herhangi bir kelimeyi kisisel saldırı kabul ediyordu. çindeki zayıflıgı ve
varolan boslugu, kendisiyle yeni tanısan insanlara sert ve güçlü görünerek gizliyordu.
Karakterindeki eksikligi gidermek için derin bir arkadaslıga ihtiyaç duyuyordu. Bunca kisisel
kusuruna ragmen, is onu kisisel olarak etkilemedigi sürece kibar ve hatta cömertçe
davranıyordu.

Lenard’ın büyük bir fizikçi olmaktan çok öyle görülmek için duydugu siddetli istek,
onda bir paranoya yaratarak fizikteki temel kesifleri yapmasını sagladı. Tanınan bir spektrum
alan bilimcisi ve 1885’te Berlin’de Lenard’ın okul arkadası olan Heinrich Kayser (1853-
1940), Lenard’ın laboratuarının, fikirlerinin çalınması korkusundan dolayı, ögrenciler dahil
olmak üzere ziyaretçilere kapalı oldugunu fark etti. 1905’te fizik alanında aldıgı Nobel
Ödülü’nden sonra da bu tip garip davranısları devam etti. 1907’de Heidelberg Fizik
Enstitüsü’nün basına geldikten sonra bariz bir sekilde diktatörlüge soyunmaya basladı.
Andrade, Heidelberg’i ziyaret ettigi sırada Lenard, fizik bölümünün basındaydı. Herhangi bir
ögrenci, konusması esnasında Lenard’ın çalısmalarından bahsederken, Lenard konusmayı
keserek o isi ilk kimin yaptıgını soruyor ve ilk kendisinin yaptıgını ögrenciye onaylatarak
egosunu tatmin ediyor ve bundan büyük zevk alıyordu.
Nobel Ödüllü James Franck (1882-1964), Büyük Savas esnasında bir hendekteyken
Lenard’dan aldıgı bir mektupla büyük bir saskınlıga ugradı. Mektupta Lenard : “ ngilizleri
alt etmeliyiz çünkü onlar benim fizik alanındaki düsüncelerimi kabul etmediler. ” yazmıstı.
Büyük Savas’tan sonra Lenard’ın yasadıgı kisisel trajediler onu derinden etkiledi.
Savas sırasında devletle olan bagları için aldıgı altınların, Almanya’nın yenilmesi ile hiçbir
degeri kalmadı. Hatta Lenard’ın 1905’te kazandıgı Nobel Ödülü parası bile Weimar
Cumhuriyeti’nin ilk zamanlarında, Almanya’daki ( Lenard’ın Yahudileri suçladıgı ) büyük
degisim sebebiyle eriyip gitmisti.
1922 yılının Subat ayında Lenard’ın oglu Werner, savas sırasındaki beslenme
yetersizligi sonucu böbrek problemleri yüzünden 22 yasında hayatını kaybetti. Werner onun
tek oglu oldugu için, bu ölüm Lenard adının kendi ölümüyle birlikte yok olacagı anlamına
geliyordu8. Bu, Lenard gibi gururlu bir insan için çok büyük bir acıydı. Oglunun ölümü için
ngiltere’yi, Almanya’ya yiyecek ambargosu koymakla suçladı. Asıl darbe oglunun
ölümünden dört ay sonra 27 Temmuz’da, Almanya Dısisleri Bakanı ve bir Yahudi olan
Walther Rathenau’nun suikasti sonucu ulusal yas günü ilan edilmesiydi. Çünkü hükümet
bütün resmi kurumların kapatıldıgını ve üniversitelerdeki tüm derslerin iptal edildigini duyurmustu. Ancak Lenard, asagıladıgı Weimar hükümetinin resmi bir görevlisi olan bir
Yahudi’yi onurlandırma niyetinde olmadıgı için Fizik Enstitüsü’nün açık kalması için çaba
harcadı. Heidelberg’deki bazı ögrenciler tarafından desteklenen bir isçi gurubu enstitü
binasına zorla girerek Lenard’ı Neckar nehrine atmakla tehdit ettiler. Polis tarafından
kurtarılan Lenard, güvenligi için bir süre nezarette kaldı. Heidelberg sehri avukatı Hugo
Marx, olay yerine gittiginde gördüklerini söyle tarif etti : “ kinci katta buldugumuz Lenard,
bosluga dalmıs bir sekilde, Nobel Ödülü almıs ünlü bir bilim adamının basına böyle bir seyin
nasıl geldigini düsünüyordu. ” Aynı yıl içinde meydana gelen bu küçük düsürücü olay ve
oglunun sarsıcı ölümü en cesur adamı bile yerle bir edecek bir etkiye sahipti. Almanya’nın
savasta yenilmesiyle birlikte bütün bu olaylar, Lenard’ın hayatının geri kalan yirmibes
yılındaki politik ve bilimsel düsüncelerini kökten bir degisiklige ugrattı. Bu yüzden,
Lenard’ın birçok bilim adamı ve yazarın degerlendirdigi gibi canavar bir bilim adamı degil de
duyguları olan bir insan oldugunun akıllarda kalması gerekir.
Süphe yok ki Lenard birçok kisisel zorluklar yasadı. O açıkça yanlıs yola sapmıs zor
bir adamdı fakat kesinlikle kötü niyetli degildi. Büstü, 7 Temmuz 1939 günü ( 77 yasındayken
) Heidelberg’deki Fizik Enstitüsü bahçesine yerlestirilirken kendisi orada bulunmadıysa da
adına okunması için kısa bir konusma hazırlamıstı. Bu konusma, Yahudiler’e kuvvetli bir
saldırı içeriyordu ve bütün hayatını özetliyordu : “ Hofmann heykelinin yansıttıgı adam akıllı
ve aynı zamanda aptal bir adamdır. ” Bu cümle aslında onu iyi tarif ediyordu. Çünkü Lenard,
deneysel bir fizikçi olarak inanılmaz derecede akıllı ama elde ettigi sonuçların teorik önemini
kavramakta ve insanlarla olan iliskilerinde budala idi.

KAYNAKLAR
1. No definitive biography of Lenard exists in any language, probably because no one
wanted to devote the time required to present a truly balanced view of a man who
would have presented a better subject for a psychiatrist than for a biographer.
2. Nobel Lectures Physics (1901-1921), World Scientific (pg.104-142)
3. Wasson, Tyler (ed.), ‘Nobel Prize Winners’, New York: H.W. Wilson Co., 1987
4. Section de physique, Projet Science-Technique-Soci´et´e (STS) – Facult´e des sciences
de base
5. Deutsche und J¨udische Physik
6. The Dictionary of Scientific Biography
7. Physikalische Bla¨tter (1962), 275
8. Miscellaneous Papers London: Macmillan and Co., 1896, pg. 313–327
9. Heinrich Rudolf Hertz (ref. 1), pp. 273–287, 89–108
10. E. N. da C. Andrade, ‘‘Prof. P. Lenard,’’ Nature 160 (December 27, 1947), 895–96
11. Dieter Hoffmann, ‘‘Philipp Lenard, Ein ‘teutscher’ Physiker,’’ Mitteilungen der
Physikalischen Gesellschaft der DDR, Heft 5 (1990), pp. 6–10
12. (1894) 18. P. Lenard, <<Uber Kathodenstrahlen in Gasen von atmosphärischem Druck
und im äussersten Vakuum>> (Cathode rays in gases at atmospheric pressure and in
the highest vacuum) Wied. Ann. Physik, Vol.51
13. P. Lenard, <<Über die Absorption der Kathodenstrahlen>> (The absorption of cathode
rays), Wied. Ann. Physik, Vol.56
14. P. Lenard, <<Erzeugung von Kathodenstrahlen durch ultraviolettes Licht>>
(Production of cathode rays by ultraviolet light) Ann. Physik, Vol.2

Hazırlayan Mustafa F. Takçı arkadasımıza tesekkur ederim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here