Nükleer santral Türkiye için zorunluluk oldu

0
1550


Ankara Ticaret Odasının (ATO) hazırladığı “Nükleer Enerjide Acil
Durum” konulu raporda, Türkiye için nükleer santralın tercih değil,
zorunluluk haline geldiği öne sürüldü.


ANKARA – Rapora göre, 2007 mart ayı
itibariyle, dünyada 31 ülkede ticari olarak işletilmekte olan 435
nükleer santral bulunuyor, 30 nükleer santral inşaatı da devam ediyor.
İşletilmekte olan nükleer enerji, dünya elektrik talebinin yaklaşık
yüzde 16’sını karşılıyor. Türkiye elektriğin yüzde 46,6’sını yerli,
yüzde 53,4’ünü ithal kaynaklardan elde ediyor. Türkiye artan talebi
karşılamak için her yıl 12-13 milyar kilovat saatlik elektrik üretmek
zorunda. Raporda, ülkenin yüzde 70 oranında dışa bağımlılığı da dikkate
alındığında nükleer santral kurmanın, tercih değil zorunluluk haline
geldiği öne sürüldü…

ATO’nun Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK), Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığı, Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi, Enerji Piyasası
Düzenleme Kurulu ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı verilerinden
yararlanarak hazırladığı rapora göre, 2007 Mart ayı itibariyle, dünyada
31 ülkede ticari olarak işletilmekte olan 435 nükleer santral
bulunuyor.

Hindistan’da 7, Rusya’da 5, Çin’de 5,
Bulgaristan’da 2, Tayvan’da 2, Ukrayna’da 2, Arjantin, Finlandiya,
İran, Japonya, Kore, Pakistan ve Romanya’da birer adet olmak üzere
toplam 30 nükleer santral inşaatı da devam ediyor.

Dünyada
işletilmekte olan nükleer santrallerin toplam kapasitesi 368 bin 744
MWe (megavat elektrik gücü). Nükleer enerji, dünya elektrik talebinin
yaklaşık yüzde 16’sını karşılıyor. Bir başka ifade ile dünya üzerinde
her 6 ampulden biri nükleer enerji ile yanıyor.

Nükleer
santral sayısında, ABD başı çekiyor. 103 nükleer santrali bulunan
ABD’yi 59 santral ile Fransa izliyor. 55 santral ile Japonya üçüncü, 31
santral ile Rusya dördüncü sırada bulunuyor.

Türkiye’de ise 5
MW ve 250 KW gücünde iki adet araştırma reaktörü bulunuyor. İlkini TAEK
ile Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi, ikincisini ise
İstanbul Teknik Üniversitesi Enerji Enstitüsü işletiyor.


FRANSA’DA ELEKTRİĞİN YÜZDE 78,5’İ NÜKLEERDEN

2005
yılı rakamlarına göre, nükleer santral bulunan ülkelerde nükleer
enerjinin elektrik üretimi içindeki payı, Fransa’da yüzde 78,5,
Litvanya’da yüzde 69,6, Slovakya’da yüzde 56,1, Belçika’da yüzde 55,6,
Ukrayna’da ise yüzde 48,5.

Diğer bazı ülkelerde nükleer enerjinin elektrik üretimi içindeki payı şöyle:
“İsveç’te
yüzde 44,9, Kore’de yüzde 44,7, Bulgaristan’da yüzde 44,1,
Ermenistan’da yüzde 42,7, Slovenya’da yüzde 42,4, Macaristan’da yüzde
37,2, Finlandiya’da yüzde 32,9, İsviçre’de yüzde 32,1, Almanya’da yüzde
31,1, Çek Cumhuriyeti’nde yüzde 30,5, Japonya’da yüzde 29,3,
İngiltere’de yüzde 19,9, İspanya’da yüzde 19,6, ABD’de yüzde 19,3,
Rusya’da yüzde 15,8, Kanada’da yüzde 14,6, Romanya’da yüzde 8,6,
Arjantin’de yüzde 6,9, Güney Afrika’da yüzde 5,5, Meksika’da yüzde 5,
Hollanda’da yüzde 3,9, Hindistan ve Pakistan’da yüzde 2,8, Brezilya’da
yüzde 2,5 ve Çin’de yüzde 2.”

Fransa, toplam elektrik üretiminin
yüzde 78,5’ini nükleer enerjiden sağlarken, aynı zamanda nükleer
enerjiye dayalı bir enerji ihracatçısı konumuna geldi.


TÜRKİYE’NİN ÇEVRESİ NÜKLEER SANTRALLERLE DOLU

Çernobil
nükleer santral kazasının da etkisiyle Türkiye’de bazı çevreler nükleer
santral yapımına karşı çıkıyor. Oysa, Türkiye’nin etrafı nükleer
santraller ile çevrili. Türkiye’ye 16 kilometre uzaklıktaki sınır
komşusu Ermenistan’da, Uluslararası Atom Enerji Ajansı’nın
standartlarına göre güvenlik açısından son sırayı alan Metsamor Nükleer
Santrali bulunuyor.

Bir diğer sınır komşusu Bulgaristan’da ise
2 adet nükleer santral faaliyet gösteriyor. Bulgaristan’da 2 adet,
İran’da ise 1 adet nükleer santral yapımı sürüyor.


TÜRKİYE’DE 9 BİN TON URANYUM, 380 BİN TON TORYUM REZERVİ VAR

Nükleer
santrallerde ağırlıklı olarak uranyum kullanılıyor. Türkiye’nin 9 bin
ton uranyum rezervi bulunuyor. Nükleer hammadde kaynaklarına sahip
bölgelerin başında İç Anadolu ve Ege geliyor. Özellikle Manisa-Salihli,
Yozgat-Sorgun, Uşak-Fakıllı, Aydın-Demirtepe ve Küçükçavdar sahaları
uranyum açısından zengin.

Öte yandan Türkiye, dünyanın ikinci
büyük toryum rezervine sahip. Türkiye’nin toplam 380 bin tonluk toryumu
bulunuyor. Ekonomik olup olmadığı bugün için sorgulansa bile uranyum ve
toryum kaynaklarımızın varlığı gelecekte nükleer enerji kullanımında
Türkiye için bir güvence oluşturuyor.


TERCİH DEĞİL ZORUNLULUK

2006
yılında tüketilen 175,8 milyar kwh elektriğin yüzde 44’ü doğal gazdan,
yüzde 25,11’i sudan, yüzde 18,37’si linyitten, yüzde 7,96’sı taş
kömüründen, yüzde 3,04’ü fuel oil’den elde edildi. Bir başka ifadeyle
2006’da elektriğin yüzde 46,6’sı yerli, yüzde 53,4’ü ithal kaynaklardan
üretildi.

Elektrik talebi yılda ortalama yüzde 8 artan
Türkiye, her yıl 12-13 milyar kilovat saatlik elektrik üretimine
ihtiyaç duyuyor. Önümüzdeki 15 yıl içinde sadece elektriğe 130 milyar
dolarlık yatırım yapılması gerekiyor.

Doğal gazın vanasını
büyük ölçüde Rusya elinde tutuyor. Türkiye, 2006 yılında 30,8 milyar
metreküp doğal gaz tüketirken, bunun 19,5 milyar metreküpünü (yüzde 64)
Rusya’dan, 5,7 milyar metreküpünü İran’dan, 4,2 milyar metreküpünü
Cezayir’den, 1,1 milyar metreküpünü Nijerya’dan aldı. Türkiye’de 6,4
milyar metreküplük üretilebilir doğal gaz rezervi bulunurken, 900 bin
metreküpü 2006 yılında olmak üzere bugüne kadar toplam 1 milyar
metreküp doğal gaz üretildi. 2007 yılında ise 1 milyar 161 milyon
metreküp doğal gaz çıkarılması hedefleniyor.

Türkiye enerjide
yüzde 70 oranında dışa bağımlı. 2006 yılında enerji ihtiyacını
karşılamak için, 28,5 milyon ton petrol, 27,4 milyon ton petrol
eşdeğeri doğal gaz, 28,8 milyon ton petrol eşdeğeri kömür ve 9,9 milyon
ton petrol eşdeğeri su kullandı.

Rapora göre, Türkiye’nin
yüzde 70 oranında dışa bağımlılığı da dikkate alındığında nükleer
santral kurmak, tercih değil zorunluluk haline gelmiş bulunuyor.


NÜKLEER ENERJİDE SON DURUM

5654
sayılı Nükleer Güç Santrallerinin Kurulması ve İşletilmesi İle Enerji
Satışına İlişkin Yasa Çankaya Köşkü’nden geri döndü. Yasanın üç
maddesini veto eden Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, nükleer santral
kurulmasına vize veriyor ancak santrali kuracak şirketin yapısı ve
denetimine itiraz ediyor. Türkiye’de nükleer santral yapımıyla Koç,
Sabancı, Ciner, Doğuş, Zorlu, Ak Enerji, Tefken, Çalık ve Akkök gibi
büyük holdinglerin de içinde bulunduğu 18 yerli grup ilgileniyor.
Santral yapımıyla ilgilenen firmalar yasanın çıkmasını bekliyor.

Türkiye,
2020 yılına kadar Sinop ve Akkuyu’da 5 bin megavatlık santral kurmayı
hedefliyor. Firmaların tekliflerinin 15 yıl boyunca en ucuz elektriği
nasıl tedarik edecekleri kriterine göre alınacağı, özel sektörden uygun
teklif gelmemesi durumunda nükleer santrali devletin yapacağı
belirtiliyor.

Türkiye bugün nükleer santral kurmaya karar verse
bile bu santral ancak 9-10 sene sonra üretime girebilecek. Vakit
kaybedilmesi halinde nükleer reaktör verecek ülke bulamama gibi bir
durum da bulunuyor.


ATO BAŞKANI AYGÜN

ATO
Başkanı Sinan Aygün, dünyada nükleer santrallerden ticari olarak
elektrik üretiminin 1950’li yıllarda başladığını hatırlatarak,
Türkiye’nin nükleer enerji konusunda “Çernobil sendromu” yaşadığını ve
kısır tartışmalarla vakit kaybettiğini iddia etti. Aygün, şunları
kaydetti:
“Çernobil sendromu yüzünden nükleer santral kuramadık.
Dünya 60 yıl önce nükleer enerjiye yüzünü dönerken, biz sırtımızı
döndük. Bugün en yakınımızdaki ülkelerde nükleer santraller bulunuyor.
Ayrıca etrafımızda, 2 bine yakın yüzer-gezer nükleer santral var,
nükleer denizaltılar var. Gerekli önemler alındığında nükleer enerji
güvenli bir enerji türüdür. Türkiye ciddi bir enerji dar boğazı ile
karşı karşıya, Önümüzde iki seçenek var. Ya karanlık ya nükleer
santral.”

Düşük oranda zenginleştirilmiş 30 ton uranyum ya da
160 ton doğal uranyumun, 1000 MWe gücünde bir nükleer santralin 1
yıllık enerji üretimini karşılayabildiğine işaret eden Aygün, bunun
birkaç kamyonun taşıyabileceği kadar küçük bir yük olduğunu söyledi.

Nükleer
santralin küresel ısınmaya karşı da en güçlü önlem olduğunu belirten
Aygün, nükleer enerjinin, kömür ve doğal gaz gibi fosil yakıtlı
santrallerin neden olduğu sera gazı salınımının belli bir sınırda
tutulmasını sağladığını ifade etti. Aygün, nükleer enerjiden elektrik
üretiminin, Türkiye ekonomisinin uzun dönemde, elektrik enerjisi
üretimindeki fiyat dalgalanmalarından daha az etkilenmesini
sağlayacağını da sözlerine ekledi.

Kaynak:AA

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here