Nükleer Enerjinin Kontrolü – Nükleer Santraller Ne Kadar Güvenli

0
2559
nükleer enerji güvenlimi

Çok değil Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan nükleer bombalardan yalnızca 6 yıl sonra ABD’de bilim adamları tarafından nükleer enerjinin elektrik enerjisine çevrilebileceği keşfedilmiş ve bu kapsamda elektrik enerjisine dönüştürülerek ilk ampüller yakılmıştır. Ticari bir amaç taşımamasına rağmen yapılan bu deney nükleer enerjinin gelecekte insan hayatında ne denli etkili olacağının habercisiydi.

Nükleer Santraller ve Enerjinin Kontrolü

Japonya’ya atılan nükleer bombalar, ABD’de yapılan deneylerden sonra 1954 yılında Rusya’da ilk nükleer santral, şehir şebekesine bağlanarak elektrik ihtiyacını karşılamaya başladı. Sovyet döneminde kurulan bu santralden sonra ABD ve İngiltere’de yeni santraller kurulmaya başlanırken nükleer enerjiye olan ilgi tamamen olumlu yöndeydi. Gerek ABD’nin 1945 yılında ki üstünlüğü gerekse de büyük bir enerji açığının kapatılması, henüz olumsuz bir olay olmaması nedeniyle nükleer enerjiye olan ilgiyi artırıyordu.

1980’li yıllara gelindiğinde ABD’de Three Mile Island santralinde meydana gelen kaza, çok ciddi bir sızıntı yaşanmasa da nükleer enerji üzerinde kuşkuların oluşmasına neden oldu. Bu tarihten 16 yıl sonra Chernobyl’de meydana gelen kaza ise nükleer enerjiye olan bakışı tamamen değiştirdi. Halen etkisini sürdüren bu kaza sonucunda çok sayıda insan etkilenirken büyük bir bölge kullanılamaz hale geldi.

2000’li yıllara kadar yeni santrallerin kurulması yavaşlarken artan enerji ihtiyacıyla nükleer enerji yeniden gündeme gelmeye başladı. Fakat 2011 yılında yaşanan Fukushima kazası, sanki doğanın nükleer enerjiye olan hassasiyetini gösteriyordu.

Nükleer Santrallerde Enerjinin Kontrolü

Nükleer tesislerde yakıt türü olarak çoğunlukla uranyum kullanılmaktadır. Aktif uranyum izotopu, madende elde edilen uranyum içerisinde %1’den daha az bulunması nedeniyle öncelikle saflaştırılmalıdır. Aynı zamanda zenginleştirme olarak da tanımlanan bu durum uranyumun çubuklar halinde reaktör içerisine yerleştirilmesiyle gerçekleşir.

Reaktörde meydana gelecek tepkimenin kontrol altında tutulması için kadmiyum, hafniyum ve bor çubuklarıda yerleştirilmektedir. Nötronları soğuran bu çubuklar tepkimenin kontrol altında tutulmasını sağlar. Bunun dışında reaktör içerisinde ağır su ve grafit gibi maddelerde kullanılmaktadır. Reaktörde en önemli husus sıcaklığın uranyumun erime sıcaklığı olan 3815 dereceye yükselmemesidir. Gerek radyoaktif izotoplar gerekse de temas eden parçalar, beton duvarlar içerisinde tutulmaktadır.

Nükleer Enerji, Nükleer Santraller Güvenli Mi?

Çok farklı söylemlerin olduğu bir konu olmakla birlikte yaygın olarak 0,0001 mSV etki yapan santrallerin insan sağlığını doğrudan etkilediğine dair bir kanıt bulunmuyor. Fakat nükleer santral kurulan bölgelerde ya da bu bölgelere yakın yerlerde yaşayan insanlarda çeşitli sağlık sorunlarının arttığı görülüyor.

Yalnızca santral değil reaktörde kullanılan tüm çubuklar ve üzerinde oluşan artık maddelerde radyoaktif olmaları nedeniyle temas halinde çok ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Kararlı hale gelmeleri binlerce yıl sürecek olan bu maddelerin hangi şartlarda muhafaza edileceği ve nasıl korunacağı önemli bir konu olarak öne çıkıyor. Ayrıca suyun ve havanın dolaylı olarak kirlenmesi, insan sağlığıyla birlikte çevre üzerinde tehdit oluşturuyor. Olası bir kaza durumunda hazırlıksız olunması ise en büyük felaket senaryosu olarak öne çıkıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here