Büyük Evren Dünyayı Yutar

0
1293
Kuantum Fiziği’nde yeni bir teze göre, Dünya’nın da içinde bulunduğu evren, kendinden daha büyük bir evrenin içinde yeralıyor. Ve küçük evren her an daha büyük bir evren tarafından yutulabilir.

17.jpg - 22.17 KB                                         

ABD’li bilim insanı Dr. Robin Hanson, paralel evrenlerin aslında sanılanın aksine birbirlerinden bağımsız olmadığı, birbirleriyle etkileşimde olduğunu öne sürüyor. Paralel evrenlerin birbirleriyle etkileşime geçtiği haller ise, küçük evrenlerin parçalanması demek.

Rastlantısal Kuantum hareketlerinde, partiküllerin ve fotonların nasıl hareket edeceklerinin önceden kestirilemeyeceği öngörülür. Bu hareketlenmeleri inceleyen hesaplamalar, girilen parametrelere göre farklı ve birbirleriyle çelişen sonuçlar verir.

Bilim insanları bunu bir zilin çalması örneğine benzetiyor. ‘Bir zil neden çalar’ sorusunun yanıtını teoride, çalabilir de çalmayabilir de şeklinde düşünerek, çalması ve çalmaması için gereken farklı şartlar hesaplamanın içine katılıyor.

Kuantum fiziğinde zil neden çalar sorusu dikkati paralel evrenler kavramına yöneltiyor. Bilim insanları, zilin aslında aynı anda hem çaldığını hem de çalmadığını, ancak bunun farklı paralel evrenlerde gerçekleştiğinden algıda (veya deneyde) merkez alınan evren dahilinde gözlemciye çaldığı veya çalmadığı şeklinde göründüğünü vurguluyor.

“BEN ASLINDA TRAFİKTE DEĞİLİM”

George Mason Üniversitesi’nden Dr. Robin Hanson’a göre, işin matematiği bunu gerektiriyor, zira paralel evrenler her an varlığını sürdürüyor. Bunun mantığı ise şöyle; her bir mikrosaniyede bir evren birçok paralel evrene bölünmüş olarak varlık sürdürüyor.

‘Çoklu Evrenler’ kavramı, günlük yaşamın rutin iş koşuşturmasında her gün aynı işi yapan, trafikte aynı yolu tepen bir kişi için biraz kafa karıştırıcı olabilir. Zil çalması örneğinden yola çıkarak, akşamları trafikte saatlerini geçiren bir kişi, “Aslında ben trafikte değilim” diye sorguladığı zaman, paralel evrenler pek de teselli edici gelmeyebilir.

’ÇOKLU EVRENLER’ NE KADAR ÇOK?

Ancak, Kuantum dünyası gerçek hayattan biraz daha yaratıcı. Kuantum Fiziği, ‘rastlantısal bir dünya’ içinde işlediğinden, Kuantum dünyasına giren bir kişini, zili aynı anda hem çalıyor hem çalmıyor şeklinde algılaması mümkün. Ancak her varsayım, zilin zamanın yüzde 70’inde çaldığını temel alan ve şimdiye dek deneyler yoluyla doğrulanan Born kuralına uymak zorunda.

Dr. Hanson paralel evrenlerin aslında sanılanın aksine birbirlerinden bağımsız olmadığını, birbirleriyle etkileşimde olduğunu öne sürüyor. Paralel evrenlerin birbirleriyle etkileşime geçtiği haller ise, küçük evrenlerin parçalanması demek.

KÜÇÜK EVRENLER KURBAN OLUR

Kuantum Teorisi, evrenlerin eşit olmadığını, referans alınan ölçüm parametresine göre aralarından birinin ‘ana-evren’ statüsüne çıkarak diğerlerini kapsadığını varsayıyor. Paralel evrenler arasındaki etkileşimlerin Kuantum hallerini etkilemeyecek kadar cüzzi nitelikte olduğu düşünülüyordu. Ancak, Dr. Hanson bu etkileşimlerin aslında sanıldığından daha etkin ve sarsıcı olabileceğini savunuyor.

Dr. Hanson’a göre, Kuantum etkileşimleri “küçük evrenleri parçalayabilir.” Dr. Hanson, Kuantum etkileşimlerinin küçük evrenlerin ‘ana-evren’ler tarafından ‘bir lokma gibi’ yutulmasını sağladığını söylüyor. Küçük evrenin büyüğü tarafından yutulması ise, örneğin ısının aniden yükselmesiyle küçük evrenin yanması gibi dinsel betimlemelerdeki ‘kıyamet’ benzeri bir şekilde olabilir.

EVREN YUTULSA DA VARLIĞI SÜRER

Küçük evrenler gözlem yapmak için zaten çok küçükler. Dr. Hanson, küçük evrenler arasında durma noktaları olduğunu ve birçok evrenin de bu sınırın altında olduğunu dile getiriyor.

Bu mantıkla Dünya’nın da içinde bulunduğu evren, bir başka evren için küçük evren haline geldiğinde, uzay parçalanarak yutulacak. Dr. Hanson, bu yutulmanın bir facia olduğunu söylüyor ve teselli amaçlı olarak ekliyor: “Yutulan evrenin içindeki varlıklar farklı formlarda yaşamların sürdürür.”

ZİL NEDEN ÇALAR Kİ?

Dr. Hanson’ın tezini değerlendiren University of Illinois-Urbana-Champaign uzmanı Dr. Michael Weissman, evrenlerin sürekli genişlediğini ve bu nedenle de evrenler arasındaki bitim noktalarının bu genişlemeyle denge içinde değişmesi gerektiğini aksi takdirde evrenlerin anatomisinin bozulacağına işaret ediyor. Dr. Weissman’a göre, evrenlerin genişlemesine ayak uyduramaması halinde bitim noktası kavramının anlamını yitireceğini ve evrenlerin gözlemlenebilirlikten çıkacağını ifade ediyor.

Oxford Üniversitesi Kuantum Felsefesi uzmanı Dr. David Wallace ise, her tür Kuantum fiziği teoreminin şu soruyu dikkate alması gerektiğinin altını çiziyor; “Zil neden çalmama olasılığına karşılık çalıyor.”

Not: Araştırmayı konu alan makale Proceedings of the Royal Society dergisinde yayımlandı.

Kaynak: The NewScientist

www.internethaber.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here