Anısına Yapılan Konuşmalar – Samuel MacDowell

0
1337

Feza’yı Anmak

 

Samuel MacDowell

 

Büyük kaybım, çok sevgili dostum Feza son derece nazik bir insan, seçkin bir akademisyen, fen bilimci bir hocaydı. Burada sadece kendi adıma değil, senelerce onunla bir arada olmak, onunla çalışmak, onun geniş anlamda ailesinin bir üyesi olmak ayrıcalığına ulaşmış meslektaşlarım için de konuşmak istiyorum.

Feza gerçekten olağan üstü bir insandı. Bugün duyduğumuz bütün konuşmalar bunu doğruluyor.

Sıra dışı anne-babasından bahsetmeyi severdi. Babası Türk ordusunda bir doktorken fiziğe merak salmış ve hem Fransa’da, hem Almanya’da zamanın meşhur fizikçilerinin derslerine katılmış. Annesi Türkiye’de fen bilimlerinde ilk doktora yapan ve sonradan İstanbul Üniversitesi’nde profesör olan kadınlardan biriydi.

Feza’nın adını ilk defa Birmingham’nda lisansüstü öğrenciyken duydum. Pauli bölümümüzü ziyaret etmeye gelmiş ve seminerde Feza Gürsey’in fermiyonların kiral dönüşümleri hakkındaki çalışmasını heyecanla anlatmıştı. Prof. Nambu’nun değindiği Feza’nın daha sonraki meşhur Non-lineer sigma modeli çalışmasının tohumu buradaydı.

Onunla 1963’te Princeton’daki İleri Araştırma Enstitüsü’nde tanıştım. Kapı komşularıydık. Çocuklarımız beraber oynardı. Feza ve Suha kızımız Aninha’ya pek düşkündüler. Ailelerimiz arasında yakın bir dostluk oluştu ve bu zaman içinde gitgide kuvvetlendi.

İkimiz de 1964 yazını Brookhaven National Laboratory’de geçirdik. Bu, Feza’nın Luigi Radicatti’yle beraber kuvvetli etkileşmelerin SU(6) modeli hakkında en iyi bilinen makalelerinden birini yazdığı zamandı. Bu makale hemen büyük bir ilgi uyandırdı ve parçacık fiziğinde muazzam bir kalıcı iz bıraktı.

1965’te Feza misafir Profesör olmak üzere ikimiz de Yale fizik bölümü’ne atandık. Ertesi yıl Ankara’ya ders verdiği, araştırma yaptığı ve birçok doktora öğrencisinin bulunduğu ODTÜ’ye döndü. 1969’da kesin olarak Yale Üniversitesi’ne geldi ve J. Willard Gibbs Profesörü oldu. Bu atama Feza’nın hak ettiği bir unvan olmasına ek olarak, Feza’nın matematiksel fizikteki çalışmalarının derinliği ve kalitesi düşünülünce, kürsünün ismini aldığı Gibbs’i onurlandırmak yönünden de gayet yerindeydi.

Bütün bu yıllar boyunca onun dostluğu ve bilgeliğinden yararlanabilmek benim için bir ayrıcalıktı.

Feza’nın Yale Üniversitesi’ne bıraktığı en değerli miraslarından birinin fizik ve matematik bölümleri arasında yakın bir işbirliği kurulması olduğunu düşünüyorum. İki konuda da bilgisinin genişliği hayret vericiydi. Ortaya koyduğu birçok yenilikten biri fizikte ilk defa istisnai grupların kullanılması ve E(6) simetrisi olan bir büyük birleştirme teorisi kurmasıydı. Fizik ve matematik arasındaki eski ve verimli alışveriş modern zamanlarda neredeyse kaybolmuştu. Feza bu geleneği canlandırmakta çok ağırlıklı bir rol oynadı. Bir kaç defa da Yale Üniversitesi’ne genç ve çok yetenekli insanların getirilmesine ön ayak oldu.

Bu kısa süre içinde bütün farklı başarılarının hakkını vermem imkânsız. Onun yerine bazı hatıraları canlandırarak, bizler gibi onu tanıyan birçok insanın adına Feza’nın bize nasıl ilham kaynağı olduğunu, bizi nasıl etkilediğini ve kendine bağladığına tanıklık etmeyi deneyeceğim. Onun şahsında çok güçlü ve yaratıcı bir zekâyla, inandıklarını ve fikirlerini çok berrak, mantıklı ve ikna edici şekilde ifade edebilme yeteneği birleşmişti. Fakat onun en iyi hatırlanacak niteliklerinden biri, ne zaman yardım, destek veya tavsiye için, teşvik, onaylanma veya sadece zevkli bir sohbet için ona ihtiyaç duysanız, yanınızda olmaya hazır olmasıydı.

İnanılmaz hafızasının da yardımıyla, hikâyeler nakletmekte çok iyiydi. Öğle yemeğinde veya akşam evinde deneyimlerini ve diğer hikâyelerini dinlemek büyük zevkti ve bunlardan her zaman yeni ve ilginç şeyler öğrenirdik. Fizik ve matematiğe âşıktı ve esas bağlılığı bu disiplinlereydi. Fakat ister bilim veya matematik tarihi, ister kendi halkının tarihi ve gelenekleri, edebiyat, güzel sanatlar veya Dünya olayları olsun, engin bir kültür ve bilgi hazinesine sahipti.

İnsanlara ilgi gösterirdi: son derece farklı köken, yaş milliyet ve inanıştan insanlara değer verirdi. Ofisi de, evi de her zaman bir ziyaretçi, meslektaş veya dostunun ziyaretine açıktı. Öğrencilerine çok bağlıydı. Onlarla saatler geçirirdi.

Geçen yıl emekliye ayrılmak onun için kolay bir değişim değildi. Gene de temelde yüreği genç olduğu için, ileriye dönük proje ve planlar peşindeydi.

Ne zaman Feza’nın bilime katkısı söz konusu edilse, akla ilk gelenin simetriler ve grup teorisinin zarif, özgün ve etkili şekillerde kullanılmasını yaygınlaştırması olduğunda genel bir fikir birliği vardır. Bence bu bir tesadüf değil, kişiliğinin dosdoğru bir yansımasıydı. Aslında ahenk, iyilik ve güzelliğin aranması onu donatan erdemleri iyi özetliyor. Hayatındaki bu ahengin vazgeçilmez bir tamamlayıcısı konumunda da son derece zarif, cana yakın ve nazik karısı Suha vardı.

Feza ve Suha birbirleriyle o kadar uyumluydular ki biri olmadan öbürünü anlayamazdınız.

Bu anılarımı daha şahsi bir şekilde sona erdirmeme izin verin. Babam öldüğünde şaşkınlık ve sıkıntılar içindeydim. Karım Miriam, Feza ve Suha’yı aramamı önerdi. Arar aramaz evlerine davet edildik. Orada onlarla duygularımı ifade edip babam hakkında konuşabildim. Kendimi onlara en yakın hissettiğim an buydu. Bu küçük olayı anımsatmamın nedeni, birçok arkadaşımızın ve meslektaşımızın onun iyiliği ve duyarlılığından benzer şekillerde etkilendiklerinden emin olmam. Ve bu, Feza’nın insanları kendine çeken kişiliğinin sırrını her şeyden daha iyi açıklıyor.

 

* Bilim ve Ütopya, Kasım 2005

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here