• Pazartesi , 18 Aralık 2017

Uzayda Yaşamı Yanlış Yerde mi Arıyoruz?

Uzayın derinliklerinde ya da Güneş sistemimizde yalnız olduğumuzu düşünmek büyük bencillik olacaktır. Yıllardır süregelen ve hız kesmeden devam eden, farklı gezegenlerde yaşam arayışı bir türlü istenilen sonuca ulaşılamaması ya da beklentilerin boşa çıkması nedeniyle hayal kırıklığıyla sonuçlanıyor. Bugüne kadar doğrudan ya da gözlem usülüyle pek çok gezegende yaşamın var olabileceğine dair kalıntılar aradık.

Peki, acaba uzayda yaşamı doğru yerde mi arıyoruz? Yoksa incelediğimiz gezegenlerin çok daha derinlerine mi inmeliyiz? Aradığımız şey insan türünde bir yaşam formu ise en azından bugün ki gözlemler ile mümkün görünmüyor. Fakat insan – canlı yaşamına elverişli olabilecek bir ortam bulma umudumuz devam ediyor.

Uzayda Yaşamı Doğru Yerde mi Arıyoruz?

Bu arayışta ilk sırada yer alan Mars’ın yeniden gözden geçirilmesi yanlış olmayacaktır diye düşünüyoruz. Yıllardır Mars üzerinde yaşam belirtisi arıyor olsak da arayışımızı yüzey yerine Mars’ın derinliklerinde sürdürmek daha etkili olabilir. Yüzeyde radyasyon ya da aşırı sıcaklık etkisinde kalabilecek olan canlıların yerin altında korunması muhtemel görünüyor.

İkinci sırada Jüpiter’in uydularından biri olan Europa yer alıyor. Gözlemlerde bu uydunun oldukça büyük bir okyanus ve denizaltı volkanlarına sahip olduğu görülürken Europa Clipper uzay aracının Europa’yı araştırması bekleniyor.

Kil ve yoğun karbon içeren Ceres, muhtemel yaşam kaynağı barındıran en önemli gezegenlerden biri olarak görülüyor. Öyle ki Ceres’in Dünya’nın ilk dönemlerinde etkili olan zengin meteor yağmurlarını andırdığı ve mutlaka gözlenmesi gerektiği düşünülüyor. NASA tarafından Ceres’i gözlemlemek üzere gönderilen Dawn uzay aracı Mart ayında önemli bilgiler sunmaya başlayacak.

Son sırada yer alan Enceladus ise Satün’ün yaklaşık 500 km çapa sahip ayı olarak biliniyor. Sürekli büzüşen ve genleşen Enceladus hidrotermal kaynaklar nedeniyle mikroplar için elverişli ortam sunabilir.

İlgili yazılar