• Pazartesi , 25 Eylül 2017

Solucan Deliğinin Bir Adım Ötesi – Interstellar Bölüm 1

Christopher Nolan’ın Bilimkurgu alanına yeni bir soluk kazandırdığı Interstellar ( Yıldızlararası ) filmi, uzayda ışıktan daha hızlı yolculuğa ve zamanda geçmişe yolculuk yapılmasına imkan tanıyan solucan deliklerine ilişkin fiziki bilgileri kitlelere aktarırken popüler bilimin daha da yaygınlaşması konusunda önemli bir rol üstleniyor. Esasen daha önce incelemeyi düşündüğümüz fakat algılamak için elverişli koşulların oluşmasını beklediğimiz Interstellar filmi hakkında üç bölüm halinde bir yazı dizisi bulacaksınız.

Filmin bu denli popüler olmasında ve işlediği konu itibariyle gerçekçi bir bilimkurgu olarak tanıtılmasında hiç kuşkusuz Fizikçi Kip Thorne’un filmin hem danışmanlığını hem de yapımcılığını üstlenmesinin büyük payı bulunuyor. Genel olarak izleyici açısından temel bilgisi olmayan biri için karışık konular ele alınsa da kağıt üstünde var olan teorik nesneleri tanıdıkça ilgili konuların ne denli ilgi çekici olduğunu göreceksiniz. Unutmadan, yazımız bol miktarda Spoiler içermektedir.

Interstellar Ne Kadar Gerçekçi?

Filmde ele alınan karadelikler, Einstein’ın görelilik teorisine uygun bir biçimde şekillendirilmiştir. Günümüze kadar yapılan belgeseller ve diğer yapımlarda dahil olmak üzere bu çapta etkili modellemelerin sunulduğu herhangi bir prodüksiyon olmamıştı. Giriş bölümünde Dünyanın küresel ısınma nedeniyle çöküşe geçtiği anlatılırken verimli arazilerin sayısında hızla azalma yaşandığı, artan açlık ve nüfusun insan türünün geleceğini tehdit ettiği belirtiliyor.

Bir diğer açıdan danışman ya da yapımcı Kip Thorne’un solucan deliği modellemesinin aslında 80’li yıllara dayanan bir geçmişe sahip olduğu görülüyor. Dönemin en ilgi çekici kitaplarından olan Contact isimli romanın film uyarlamasında ihtiyaç duyulan modelleme yine Kip Thorne tarafından hazırlanmıştır. Neil deGrasse Tyson tarafından sunulan Kozmos belgeselinin yeni çevriminde ise yeni görsel efektler ile filmin işlediği yolculuk tekrarlanmıştı. Fakat Interstellar filminde ışıktan hızlı yolculuğa imkan tanıyan solucan delikleri ile astronotlar birkaç saniye içinde milyarlarca ışık yılı uzaklığa gidebiliyor.

Solucan Delikleriyle ilgili bilgi verdiğimiz yazılara ulaşmak için tıklayın.

Karadelikler ve Interstellar

Kip Thorne filme ilişkin bazı bilgiler sunduğu bir videoda ilk kez bir film içerisinde Einstein’ın görelilik teorisine uygun bir biçimde tasvir yapıldığını söylemişti. Bugün astronomlar tarafından yapılan gözlemlerde teleskopların erişemediği uzaklıklar – galaksiler süper kütleli karadelikler tarafından görülebiliyor. Karadeliklerin sahip olduğu kütleçekim alanı sayesinde bir büyüteç etkisi oluşurken astronomların gözlemleri yapabilmesi daha kolay bir hale geliyor.

Filmde söz edilen Gargantua isimli süper kütleli karadelik, iki karadelik arasında bulunan solucan deliğinin çıkış noktası olarak gösterilebilir. Burada bir soru işaretinin olduğunu söylemek mümkün. Bir solucan deliği iki karadeliği birbirine bağlıyor ise Gargantua üçüncü kara delik olarak neden ortaya çıkıyor? Filmde Gargantua’nın yıldız büyüklüğünde bir karadelik olmadığı aslında süper kütleli bir karadelik olacak şekilde tasarlandığını görüyoruz.

Fiziki anlamda karadelikleri sınıflandırırken yıldız ve süper kütleli olmak üzere iki ayrı sınıflandırma kullanıyoruz. Filmde yer alan süper kütleli karadelik oldukça geniş bir yüzey alanına sahip olduğu için gezegenler, rahatlıkla bu karadelik çevresinde dönebiliyor. Peki,ama Gargantua gibi bir karadelik yörüngesinde yaşam kaynaklarına sahip olan bir gezegen nasıl olabiliyor? Bugüne kadar öğrendiğimiz bilgiler de aktif bir karadeliğin gaz ve toz bulutlarını kendine çektiğini, sahip olduğu çekim etkisi ile gazların sürtünme sonucunda aşırı ısınarak iç kısımda sıcaklığı 10 milyon dereceye ulaştırdığını görmüştük. Öte yandan zararlı X ışınları dışında uzaya doğru püskürtme etkisi olan karadeliğin, milyonlarca uzaklıkta yer alan dünyaları bile zehirlemesi gerekiyordu.

Yazımızın bir sonraki bölümünde zamanda yolculuk, solucan delikleri ve geçmişe seyahat hakkında izlenimlerimizi sunacağız.

İlgili yazılar