• Pazartesi , 21 Ağustos 2017

Kozmosun Uç Noktaları

Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte Büyük Patlama sonrasında meydana gelen olaylar daha yakından incelenmeye başlandı. Her ne kadar geçen her gün daha fazla ilerleme kaydediyor olsak da Evren hakkında bildiklerimiz, bilmediklerimiz yanında bir toz zerreceği kadar yer kaplamıyor. Evrenin büyüklüğüne ilişkin bilim insanları net bir tanımlama yapamıyor olsa da gözlemlenebilir evren konusunda bazı tahminlerde bulunuluyor.

Astronomlara göre Evrenin yaşı 13.8 milyar yıl olarak kabul ediliyor. Bu nedenle hem ışık hızı hem de mesafe etkisinde yalnızca yaşadığımız gezegenden 13.8 milyar ışık yılı uzaklıkta ki mesafe gözlenebiliyor. Aslında oldukça sıradan görünse de gözlemlenebilir evren tanımlaması, belirlenen mesafenin ötesinde bir şey olmadığını ifade etmiyor.

Kozmosun Uç Noktaları

Uçsuz, bucaksız bir Evrende merkezi Dünya olan bir tanımlama yaptığımızda yolculuk yapabileceğimiz gezegenler ve süper kümeler bizi karşılıyor. Her ne kadar hakkında bilgi verebileceğimiz farklı muhtemel yaşam alanları olsa da Dünya ile başlamayı uygun buluyoruz.

Dünya, Güneşten uzaklık açısından üçüncü sırada yer alan sıvı okyanusları, verimli toprakları ile her yerinde yaşam alanı barındıran eşsiz bir gezegendir. İnsan örneğinde olduğu gibi gezegenlerde ve yıldızlarda belirli bir yaşam süresine sahiptir. Bu süre içerisin de kimi çok hızlı sönüp giderken bazıları ortalama yaşam süresine sahiptir.

Samanyolu, diğer galaksilerde olduğu gibi çok büyük bir hızla hareket ederken Güneş sistemimiz saatte 828.000 kilometre hızda bu harekete eşlik ediyor. İçinde bulunduğumuz galaksi, 30 dan fazla galaksiyi içeren yerel grup içerisinde yer alırken bize en yakın olan Andromeda ile yaklaşık 4 milyar yıl sonra çarpışacağımız düşünülüyor.

İkinci sırada yer alan ve Güneş sisteminin bilinmeyenlerinden biri olan Hyperion, oldukça biçimsiz bir yapıya sahip olmasına karşın yaklaşık 270 km’ye denk gelen bir çapa sahiptir. Hakkında verilen bilgilerde uydunun bir çarpışma ya da parçalanma sonucu oluştuğu söylenirken dönüş eksenini sağlayan yörünge sürekli değişmeye devam ediyor. Uydunun merkeze olan uzaklığı ise yaklaşık 1.2 milyar kilometre.

Üçüncü sırada yer alan Titan ise inmeyi başardığımız iki uydudan birisidir. Titan’ı diğerlerinden ayıran en önemli detaylardan ilki yoğun miktarda Azot ve eser miktarda metan ile diğer gazlardan oluşmasıdır. Uyduda sıcaklığın -200 derece düzeyinde olması ve 400 km boyunca denize akarak dökülen bir nehir içermesi dikkat çekiyor.

Böyle bir yazıda olmazsa olmazlardan biri olan Mars ise üzerinde araştırma yapan robotlar sayesinde hakkında bilgi alabildiğimiz gezegenlerden birisidir. Everest’ten yaklaşık 3 kat daha yüksek bir dağa sahip olan Mars, son dönemde keşfedilen “organik” izler nedeniyle daha dikkat çekici hale geliyor.

Güneş sistemimiz yani bir anlamda sınırlarımızın dışına çıktığımızda bizi Orion karşılıyor. Yaklaşık 1400 ışık yılı uzaklıkta bulunan Orion, 3000’den fazla yıldızı içeren bir Nebuladır. Her ne kadar bu yıldızlardan bazılarını henüz gözlemleyememiş olsak da henüz bir milyon yaşında dahi olmayan Orion, bizim sistemimizin başlangıç dönemini tekrar ediyor gibi görünüyor.

İlgili yazılar