Advertisement
   
  06 07 2008 Anasayfa arrow Fizik Simülasyonları arrow Paralel Evrenler  
 
Ana Menü
Anasayfa
- - - - - - -
Arama
Haberler
Fizik Forumları
Röportajlar
- - - - - - -
Astrofizik / Astronomi
Dalgalar
Elektrik ve Manyetizma
Mekanik
Modern Fizik
Optik
Termodinamik
Günlük Yaşamda Fizik
Görsel Fizik Deneyleri
Bilimsel Gösteriler
- - - - - - -
Fizik Eğitimi
Kavram Yanılgıları
Fizik Testleri
Fizik Kitapları
Fizik Simülasyonları
Bilim Adamları
Çağdaş Türk Bilim Adamları
Nobel Fizik Ödülleri
Fizik Formülleri
ÖSS Fizik Soru ve Cevapları
Merak Edilenler
Haftalık Sorular
- - - - - - -
Sizlerden Gelenler
Bulmacalar
Download
Oyunlar
- - - - - - -
Haber / İçerik Ekle
Arkadaşına Öner
- - - - - - -
Linkler
Üniversiteler
Özel Ders
Anket Sitesi
- - - - - - -
İletişim
Üye Girişi
Üye İstatistikleri
23702 toplam üye
2 bugün
2 bu hafta

Sitemizdeki yeniliklerden haberdar olmak istiyorsanız haber bültenimize abone olun.

İsim
E-Posta



Paralel Evrenler E-Posta
 

Yazan: onlineFizik yönetim, Tarih: 03-02-2005 06:59

Okunma Sayısı : 17197    

Görülebilir evrenin ötesinde, bu evrene paralel başka evrenler de varmı dır? Mistikler ve filozoflar böyle olduğunu öne sürüyorlar.Bilim adamları ise yakın zamanlara değin böyle bir şeyin olanaksız olduğunu düşünüyorlardı.Fakat bugün fizikçiler paralel evrenlerin olabileceğini matematiksel olarak ortaya koyabiliyorlar.Aşağıda ''üçüncü bir boyutta dizilmiş iki boyutlu evrensel düzlemler'' görülmektedir.

                                                    paralel.jpg (47592 bytes)

PARALEL EVRENLER kavramı, bugün bilimsel terimlerle açıkça bir şekilde tartışılabilmektedir.Bilim adamları içinde bulunduğumuz evrenin varlığını bir takım neden sonuç bağıntılarıyla açıklayabiliyorlar.Aslında bu açıklama, üç boyutlu uzayın tümüyle onun yapısını oluşturan fizik nesnelerden ibaret olduğu esasına dayanır.Bu yaklaşım biçimi ilk bakışta, evrenin var olan her şey demek olacağı anlamına gelebilir.Fakat iki önemli nokta var.Birincisi, bilim adamlarının evren açıklamaları, birtakım soyut kavramları(güzellik ve sevgi gibi) açıklamaktan kaçınır.Oysa her ne kadar fizik bir evrende yaşıyorsak da, bu tür soyut kavramlar bu fizik evren içerisinde önemli bir yer tutarlar.İkinci olarak da bilimin tüm yaklaşımları ve bu konuya ilişkin kabülleri kesinlikle üç boyut ile sınırlanmıştır.

3 koordinat belirtilmelidir

İkinci nokta, paralel evrenler tartışmasının odak noktasını oluşturuyor.Evrenimiz üç boyutlu bir mekandır.Herhangi bir nesnenin konumunu kavrayabilmek için öncelikle onun üç koordinatını belirlememiz gerekir.Bunun en somut örneği havacılıkta görülür.Bir uçağın pilotu, yerdeki hava trafik kontrolörüne havadaki konumunu bildirmek için 3 rakam vermek zorundadır: Bu değerler uçağın havada bulunduğu yerin enlemini, boylamını ve yere olan uzaklığını belirtir.

Peki, üç boyutun ötesi var mıdır? Matematikçiler diğer boyutları idrak etmenin sanıldığı kadar zor olmadığını belirtiyorlar.Diğer boyutlar gerçekten de matematiksel olarak kavranabilir, fakat bu durum üç boyutlu insan beyni için de söz konusu mudur? Tüm kavramlarımızla birlikte üç boyutlu bir mekanda yaşadığımız için bu pek mümkün değildir.Fakat şu örnekler, bunu anlamamıza biraz yardımcı olabilir.

Nokta, kağıt ve masa örnekleri

Uzaydaki tek bir noktayı ele alalım . Bu noktanın herhangi bir yöne doğru uzanan hacmi yoktur.Dolayısıyla bir matematikçi için o nokta boyutsuzdur.Düz bir çizgiyi alalım. O da sadece bir yöne doğru uzar.Genişliği ve yüksekliği yoktur, sadece uzunluğu vardır.Bu bakımdan o çizği de bir matematikçi için tek boyutludur.Bir kağıt parçasını düşünün.Genişliği ve uzunluğu vardır ama derinliği yoktur.Dolayısıyla o da iki boyutludur.Bir masayı ele alalım.Genişliğiyle, uzunluğuyla ve derinliğiyle üç boyutlu bir nesnedir.Örneklerimizi bir kez daha inceleyelim: Boyutsuz, tek boyutlu, iki boyutlu ve üç boyutlu.Burada durmamız için herhangi bir neden var mı? Niçin bundan sonraki boyutları keşfe çıkmayalım?

İki boyutlu evren: Flatland

Tekrar kağıt örneğine dönelim ve bu iki boyutlu dünyada yaşayan varlıkları düşünelim.Flatlandliler (R. Edwin Abbott, Flatland adlı bilimkurgu romanında, iki boyutlu bir evreni ve oradaki yaşamı anlatır.) sadece iki boyutu bilirler: Sağ-sol, ön-arka.Onların tüm hareketleri kağıtın derinliği olmayan yüzeyi ile sınırlanmıştır.(Onlar derinliği sadece kendi boyutlarındaki yerçekimi olarak ölçümleyip duyumsarlar.) Flatlandliler üçüncü boyutla ilgili olarak hiçbirşey bilmezler.Hatta üçüncü boyutu hayal edemezler.    Flatlandlilerin üzerinde yaşadıkalrı bu kağıt parçasının sonsuz bir genişlikte olduğunu düşünün.Bu durumda onlar doğallıkla kendi iki boyutlu evrenlerinin tüm ''var oluşu'' oluşturduğunu düşüneceklerdir.Öte yandan kendi evrenlerinin  ''altında'' ya da ''üstünde'' de başka evrenlerin olduğunu ise asla anlayamayacaklardır.Hatta anlamamanın ötesinde, bu kendilerine söylendiğinde kabul bile etmeyeceklerdir.

Paralel Flatlandler

Bizim üç boyutlu bakış açımızla ise, Flatland evreni asıl gerçekliğin çok çok küçük bir bölümünü oluşturur.Bu arada iki ayrı Flatland evreni  birbirine paralel bir şekilde yer alabilir ve bunların her birinde yaşayan varlıklar derinlik duygusuna sahip olmadıkları için birbirlerinin farkına varamazlar.Bu tür birbirine paralel iki Flatland evreni üçüncü bir boyutta bir araya gelirler, tıpkı bir kitabın sayfaları gibi.

Einstein'ın yaklaşımı

Her ne kadar bilimsel düzeyde şimdilik bir varsayım olarak kabül ediliyorsa da, birtakım bilimsel ön bilgiler öne sürülmemiş olsaydı, paralel evrenler felsefesi bir kavram olmanın ötesinde hiçbirşey ifade etmeyecekti.Paralel evrenler konusuyla ilgili ilk kapıyı açan kişinin Albert Einstein olduğu biliniyor.Einstein'in ünlü genel rölativite teorisinde paralel evrenleri birbirine bağlayan  ''köprülerden'' söz edilir.Genel rölativite teorisi çekim, uzay ve zaman konularını kapsayan oldukça karmaşık bir teoridir.Rölativite teorisine göre, bir çekim alanı eğimli bir uzay demektir.Üç boyutlu uzay, dördüncü bir buyuta uzanır.Tekrar Flatland'e dönersek, bu iki boyutlu alem, üç boyutlu uzayın dördüncü bir boyuta açılmasının ne demek olduğunu açıklamaya yardım edecektir.

Hemen yanıbaşımızda yer alan mekanların varlığı olgusu, bizim dördüncü bir boyut tasarımlarımızdan oldukça farklıdır.Her şeyden önce, üç boyutlu beynimizin bu tür bir olguyu kabüllenmesi oldukça zordurBöyle bir yaklaşım ancak iki boyutlu bir paralel evren modeli ile sağlanabilir.Modern bilimsel yaklaşımlar, paralel evrenlerin varlığına, hatta gerekliliğine dikkat çekiyor.Dördüncü bir boyut kavramı paralel evrenlerin nerede olabileceğine ilişkin bazı ip uçları veriyor.Özellikle Einstein 'ın bu tür evrenlerin karadelikler aracılığıyla nasıl birbirine bağlanabileceğine ilişkin bazı ön bilgiler ortaya koyduğu biliniyor.Aslında paralel evrenler bir dördüncü boyutta aynı uzayda aynı yerdedirler.Fakat araya bir zaman duvarı girmiştir.Paralel evrenler birbirlerine değmeden sonsuz tabakalar şeklinde bir kitabın sayfaları gibi üst üste dizilirler.Paralel evrenler ve kendi evrenimize ait farklı zaman tabakaları(Geçmiş, Şimdi, Gelecek) bu dördüncü boyutta birbirleri içerisine geçerek bir kitabın sayfaları gibi dizilmişlerdir.

Flatland 3 boyutlu oluyor

Flatland'i oluşturan iki boyutlu kağıt tabakasının üzerine ağırlığı olan bir nesne koyalım. İki boyutlu kağıt bu nesnenin ağırlığından ötürü hemen buruşacak ve şekli bozulacaktır.Dolayısıyla iki boyutluluğunu yitirecek, buruşuk bir yüzeyi olmasından ötürü, üçüncü bir boyut, yani derinlik kazanacaktır.Böylece bu yeni üç boyutlu mekanda kütleçekimi denen etki oluşacaktır.Flatland, çukurlaşmasına rağmen yine Flatland olmaya devam edecektir.Fakat şu farkla  ki, Flatlandliler bu kez meyilli bir yüzey üzerinde yolculuk yapacaklardır.Buradaki çukurlaşma, hemen akla bir karadelik getiriyor.Bir karadeliğin Flatland'de olduğu gibi üzerinde durabileceğiniz bir yüzeyi yoktur.Sadece nesneyi daha derinlere çeken olağanüstü bir çekim gücü vardır.Flatland'in bir karadeliğe yaklaştığını varsayalım, ne olacaktır o zaman? Flatland'in iki boyutlı evreni karadeliğin çekim etkisine girdiğinde, giderek küçülmeye ve bükülmeye başlayacaktır.Sanki bir huninin kenarlarından içeriye doğru, bir tünele doğru kayıyor gibi olacaktır.

                                           

Einstein-Rosen Köprüsü

Einstein ve yakın çalışma arkadaşı Nathan Rosen'in bu karadelik tünellerini matematiksel olarak kabül ettikleri ve inceledikleri biliniyor.Einstein ve Rosen, bu çalışmalarının sonucunda şaşırtıcı bie şey keşfettiler: Karadelik tünellerinin dibi yoktur.Burada, uçlarından birbirlerine bağlı iki huni söz konusudur.Birleştikleri nokta, tünelin ''boğaz'' kısmını oluşturur.Dolayısıyla tünelin bir ucundan giren bir nesne, merkezdeki ya da boğazdaki olağan üstü çekimin etkisiyle, tünelin öbür ucundan dışarı fırlatılır.Öyleyse öbür yanda ne vardır?Öbür yan, yeni bir evrendir, ilkinden tamamıyla farklı bir evrendir bu! İşte bu iki evreni birbirine bağlayan tünele Einstein-Rosen Köprüsü adı verilir.

                                      

Son Güncelleme : 03-02-2005 06:59

   
Bu makaleye link ver
Favorilere ekle
Yazdır
Arkadaşına gönder
İlgili makaleler
del.icio.us'a ekle

Okuyucu yorumları  RSS feed Yorum
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

   (0 Oylama)

 

Yorum Sayısı: 1 / 1

paralel dünyalar

Yazan:: Cin 13 () Tarih: 08-02-2006 14:19

paralel dünyalar

Yazan:: Cin 13 Tarih: 08-02-2006 14:19

2.“ Çoğul Dünyalar” 
 
Bir gözlemci bir olaya baktığı zaman, var olan durumların seçimine uygun olan bütün etkileri görmesini beklersiniz.Gerçekte gerçekleşen şudur: bir gözlemci bütün sonuçları görür ya da daha doğrusu gözlemci de farklı durumların bir bileşimi içinde bulunacağından, gözlemcinin her durumu, karşımızdaki durumların her birini görür. 
 
Eğer bir elektronun sağa gittiğini görürsek, paralel bir dünyada elektronun sola gittiğini gören başka “biz” olacaktır.Dünya, biraz farklı versiyonlarımızı içinde bulunduran iki dünyaya ayrılmış olur. 
 
Bölünmüş dünyalar çoğunlukla ayrı duracak ama bazen bir noktada bir araya gelecek ve girişim etkileri ortaya çıkacaktır. 
 
Bak: "Schrodinger'in Kedisi" düşünce deneyi 
 
Heisenberg gösterdi ki, parçacığın konumundaki belirsizlik ile parçacığın hız x kütlesindeki belirsizliğin çarpımı Planck sabitinden küçük olamaz.Planck sabiti “0” dan büyük bir değer olduğuna göre belirsizlik “0” olamaz. Her durumda belirsizlik kaçınılmazdır. Bu sınır koşulu,ölçüm yöntemine veya maddenin cinsine bağlı değildir. 
 
Heisenberg’ in ilkesi dünyanın temel kaçınılmaz bir özelliğidir. 
Belirsizlik ilkesi, dünyaya bakış açımıza ta derinden dokunur. Aradan elli yıldan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen, etkileri çoğu düşünürce kavranamamış olup hala büyük bir tartışma konusudur. 
 
Belirsizlik ilkesi, Laplace’ ın tamamıyla belirlenebilir bir evren modelinin ölüm çanının çaldı. Eğer evrenin şu andaki durumu bile kesin bir biçimde ölçülemiyorsa , gelecekteki olayları doğru hesaplamak hiç doğru olamazdı! 
 
Evreni, her olayda zarların atıldığı, veya çarkların döndüğü büyük bir kumarhane olarak düşünebiliriz.Kumarhane işletmenin çok riskli bir iş olduğunu düşünebilirsiniz. Çünkü,her zar atılışında veya çarkın her çevrilişinde para kaybetme riskine girersiniz. Ancak, çok sayıda bahis söz konusu olduğunda, belirli bir bahisin sonucu öngörülemese de, kazançlar ve kayıplar öngörülebilir bir sonuçta ortalanır. Kumarhane işletenler, bahis oranlarının kendi lehlerinde ortalanmasını güvence altına alırlar. Kumarhanecilerin bu kadar zengin olmasının nedeni de budur zaten. 
 
Evren için de aynısı geçerlidir. Evren,günümüzdeki gibi büyükse, çok sayıda zar atışı söz konusu olur ve sonuçlar öngörülebilecek bir değerde ortalanır.Bu yüzden klasik kanunlar büyük sistemlerde geçerlidir.Ancak, evren, büyük patlamaya yakın bir zamandaki gibi küçükse, zar atışlarının sayısı azalır ve belirsizlik ilkesi büyük bir önem kazanır. 
 
Richard Feynman, 1965 yılında aşağıdaki kuramıyla Nobel Ödülü aldı. Her bir parçacığın belirli ,tek bir tarihi olması varsayımına karşı çıktı. Bunun yerine, parçacıkların uzay-zamanda olası her yol boyunca , bir konumdan diğerine ilerlediği önerisini getirdi. Feynman,her bir yörünge ile, bir dalganın boyutu-genliği-ve fazı olmak üzere iki sayıyı ilişkilendirdi. A’ dan B’ e giden olası her yolla ilgili dalgaların toplanmasıyla bulunuyordu. 
 
Nesneler gündelik hayatta başlangıçları ile sonuçsal hedefleri arasında tek bir yol izliyormuş gibi görünür.Bu durum Feynman’ın geçmişler toplamı fikri ile uyum gösterir.Çünkü,büyük nesneler için bu yoların katılımları birleştirildiğinde, biri dışında bütün yollar birbirini etkisizleştirir. 
 
Sonsuz yollardan sadece biri , makroskobik nesnelerin hareketi göz önüne alındığında, bu yörünge Newton’un klasik hareket kanunlarından ortaya çıkandır.

 

» Yorumu cevapla...

Yorum Sayısı: 1 / 1



Yorumunuzu ekleyin
Sadece kayitli kullanicilar bir Makaleyi yorumlayabilir. Lütfen ücretsiz üye olun veya giriş yapın.


mXcomment 1.0.7 © 2007-2008 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
< Önceki   Sonraki >


ÖSS Soru ve Cevapları
1988 ÖSS Fizik Soru ve Cevapları
1989 ÖSS Fizik Soru ve Cevapları
1990 ÖSS Fizik Soru ve Cevapları
1991 ÖSS Fizik Soru ve Cevapları
1992 ÖSS Fizik Soru ve Cevapları
1993 ÖSS Fizik Soru ve Cevapları
1994 ÖSS Fizik Soru ve Cevapları
1995 ÖSS Fizik Soru ve Cevapları
1996 ÖSS Fizik Soru ve Cevapları
1997 ÖSS Fizik Soru ve Cevapları
1999 - 2006 ÖSS Fizik Soru ve Cevapları
Anket

   Sizce evrenin sonu nasıl olacak?

  Büyük bir çöküm olacak. Evren kendinin üstüne çökecek

  Büyük bir patlama! Evren sonsuz bir şekilde genişlemeye başlayacak

  Birden fazla evren var. Hepsinin ayrı bir sonu olacak

  O kadar uzun yaşamayacağım için umrumda değil!!

  Bunlardan hiçbiri değil, daha farklı bir şekilde

  Hiç fikrim yok

Sonuçlar

Forumdan Son Yazılar
Popüler
Reklam Alanı

Oyunlar
Cep Telefonları

Son Eklenenler
  Yayın Politikası - Gizlilik İlkesi - Reklam ve Proje Birlikteliği
© 2003 - 2008 onlinefizik.com Fizik Sitesi ve Fizik Eğitimi Sitesi
Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kaynak göstererek dahi kullanılamaz.
Yukarı Çık