| Yazan: onlineFizik yönetim,
Tarih: 03-08-2004 14:34
|
Okunma Sayısı : 20974  |
Isıtılan herhangi bir cisim ışır. Özel bir elementten oluşan akkor halindeki bir
gaz, sözkonusu kimyasal elemente özgü, ayrık ve belirli çizgilerden (dalga
boylarından) oluşan bir ışınım yayar. Fakat akkor halindeki bir katı cisim ise,
kimyasal bileşiminden bağımsız olarak her dalga boyunda ışınım yapar. Bu
ışınımın spektral dağılımı, frekansına (veya λ=c/υ dalga boyuna) ve cisim T sıcaklığına bağlı
olarak değişir. T sıcaklığında ısısal dengede bulunan bir cismin birim alana,
birim frekans aralığı başına ışıdığı güce ışınımın spektral şiddeti denir ve
I(υ,T) ile gösterilir. Cisim üzerine gelen
υ frekanslı ışınımın soğrulan kesrine de
cismin soğurma katsayısı denir ve A(υ,T)
ile gösterilir.
Isısal ışıma ile ilgili deneysel ve kuramsal çalışmalarına 1899’da başlayan
Alman fizikçisi G. Kirchhoff şu sonuçlara varmıştı:
i. I(υ,T)/A(υ,T) ifadesi bütün
cisimler için aynıdır. Buna göre A(υ,T)=1
olan, yani üzerine gelen bütün ışınımı soğuran cisimlerin yaptığı ışımanın
ifadesi evrensel bir ifade olup, bu tür cisimlere siyah cisim ve yaptıkları
ışımaya da siyah cisim ışıması denir.>
ii. Çeperleri T sıcaklığında ısısal dengede tutulan, iç
yüzeyi girintili-çıkıntılı ve üzerine küçük bir delik açılmış bulunan bir kovuk
ideal bir siyah cisim gibi davranır. Gerçekten küçük delikten giren ışığın
kovuğun iç duvarlarındaki çoklu yansımalardan ve soğrulmalardan dolayı dışarı
çıkma şansı yoktur. Isısal denge durumunda kovuğun içindeki ışıma tipik bir
siyah cisim ışıması olup, bunun spektral dağılımını bulmak için algılıyıcıların
bu küçük deliğe yöneltilmesi yeterlidir. Kirchhoff’a göre kovuk içindeki ışıma
izotrop (yönden bağımsız) ve homojendir (her noktada aynıdır).
Gazların ışıma spektrumlarının gazı oluşturan kimyasal elementin atom yapısı ile
ilgili bilgi taşımalarına karşın, bir siyah cisim sürekli olan spektrumu katı
içinde birarada bulunan atomların ısısal hareketleri ile ilgili evrensel
bilgiler taşır. İdeal bir siyah cismin ışımasını deneysel ve kuramsal olarak
anlamak için en iyi model yukarıda sözü edilen kovuktur. Kovuğun içinde birim
frekans aralığı ve birim hacimdeki enerji yoğunluğunu u(υ,T) ile gösterelim. Deliğin birim alanından,
birim frekans aralığı başına çıkan I(υ,T)
gücü ile u arasında u(υ,T)=(4/c)I(υ,T)
bağıntısının bulunduğunu göstermek zor değildir. Bundan sonra u (veya
I) iki adımda kuramsal olarak anlaşılabilir. İlk adım olarak kovuk içindeki
ışıma klasik olarak ele alınabilir. Kovuk içindeki elektromanyetik dalgalar,
belirli ve kesikli dalga boylarına ve kutuplanma durumlarına sahip, duran dalga
kiplerinin bir bileşimidir. Buna göre, frekansları υ ile υ+dυarasında bulunan, hacim başına kiplerin sayısını
durum yoğunluğu fonksiyonu g(υ,T).dυ ile
gösterirsek bunun
|
(1) |
şeklinde olduğunu görürüz. ikinci adım olarak υ frekanslı bir kipin E(υ,T) ortalama enerjisi hesaplanarak u(υ,T)=g(υ,T)E(υ,T) yazılabilir.
Siyah cisim ışıması ile ilgili hassas ölçümler şekildeki grafiği vermektedir.
I(υ,T) şiddeti, sıcaklığa bağlı olarak
bir υm frekansında en büyük
değerine ulaşmakta ve bunun iki tarafında sıfıra gitmektedir. Gerek υm , gerekse bu frekanstaki ışıma
şiddetinin tepe değeri sıcaklıkla artar. Işınan toplam enerjinin de, yani
ifadesinin T4 ile orantılı olduğu
(Stefan-Boltzmann yasası) 19. Yüzyılın sonlarına gelindiğinde
biliniyordu. Fakat, klasik mekaniğin ve elektromanyetik teorinin bilinen
yasaları kullanılarak bütün bu deneysel olguların kuramsal açıklamaları hep
başarısız kalıyordu. Başarısızlıklar ifadedeki E kip başına
ortalama enerjinin hesabından kaynaklanıyordu. g(υ,T) durum yoğunluğu fonksiyonunun bugün
kullandığımız yöntemlerle, klasik dalga teorisi kullanılarak yapılan hesabı aynı
ifadeyi verir.
Bir kipin enerjisinin sürekli bir değişken olduğu klasik gerçeğine dayanan
termodinamikteki eş-bölüşüm teoremini kullanarak E=kBT yorumunu
kullanan Rayleigh-Jeans yasası, I için
bağıntısını öngörmekte idi. Bu yasa şekildeki deneysel eğrinin
sadece düşük frekans bölgesini açıklayabilir. Üstelik bu yasa, I(T) toplam
ışıması için, ∞ gibi saçma bir değer verir. Öte yandan
kullandığı modelin bugün hiçbir fiziksel önemi kalmayan, Wien’in öngördüğü (B, C
birer sabit)
ifadesi ise deneysel eğrinin sadece yüksek frekans bölgesini
açıklamakta idi.
1900 yılında Max Planck nedenini açıklayamadan E(υ,T) için
 |
(2) |
bağıntısını kullandı. Bunu elde ederken kovuk içindeki
elektromanyetik salınımların herhangi bir kipinin enerjisinin sürekli değil,
E=h.υ minimum değerinin tamsayı katları
şeklinde kesikli değerler alabildiğini varsayarak, kipin E=n.h.υ enerjisinde bulunma olasılığı için
ifadesiyle verilen klasik Boltzmann dağılımını kullandı. Burada
A tüm olasılıklar toplamını 1 yapacak şeklinde seçilen bir boylandırma
sabitidir. (1) ifadesini (2) ile birlikte kullandığında artık kendi adı ile
anılan
şeklindeki siyah cisim ışıma yasasını buldu. Burada
ayarlanabilen h parametresini, h=6.63x10-34 joule.s aldığında deneyle
mükemmel bir uyuşum sağlanıyordu. Bugün iyi bilinen doğanın temel sabitlerinden
olan h Planck sabiti adını alır. Planck’ın ışıma yasası, düşük
frekanslarda Rayleigh-Jeans ifadesi ile, yüksek frekanslarda ise Wien ifadesi
ile uyuşmaktadır. Zaten Planck bu ifadeyi önce Rayleigh-Jeans ve Wien
yasalarının arasında interpolasyonu (iç uzanımı)sağlayacak şekilde yazdıktan
sonra, gerçek ışıma yasasının yukarıda işaret edilen sebeplerini açıklayamadığı
varsayımlarla türetebileceğini gördü.

T=500K, 750K ve 1500K sıcaklıkları için siyah cisim ışıma
eğrileri
Enerjinin sürekli değil de kesikli değerler alabileceği olgusu yeni ve önemli
gelişmelere yol açtı. Bundan yararlanarak Einstein o zamana kadar açıklanamayan
katıların ısı sığasının düşük frekanslardaki davranışını ve fotoelektrik etkiyi
açıkladı. Daha sonraları Compton olayının ve atom spektrumlarının açıklanmasında
da aşağıdaki Planck varsayımı temel alındı.
Planck Varsayımı
Belli şartlar altında elektromagnetik dalgaların davranışı; c
ışık hızı ile hareket eden ve herbiri h.υ
enerjisi taşıyan ve foton olarak adlandırılan parçacıklar aracılığıyla en iyi
anlatılabilir.
Son Güncelleme : 03-08-2004 14:34
|
harrika
Yazan:: aslıavcı () Tarih: 23-09-2008 23:20