Ana Sayfa İletişim Forum anahtar siteler: seninfikrin.com - anket için ideal 
 

Üniversiteler
Fizik Soruları
Bilimsel Gösteriler
Fizik Kitapları
Fizik Formülleri
Haber / İçerik Ekle
22 11 2008
Ana Menü
Anasayfa
- - - - - - -
Arama
Haberler
Fizik Forumları
Röportajlar
- - - - - - -
Astrofizik / Astronomi
Dalgalar
Elektrik ve Manyetizma
Mekanik
Modern Fizik
Optik
Termodinamik
Günlük Yaşamda Fizik
Görsel Fizik Deneyleri
- - - - - - -
Fizik Eğitimi
Kavram Yanılgıları
Fizik Testleri
Fizik Simülasyonları
Bilim Adamları
Çağdaş Türk Bilim Adamları
Nobel Fizik Ödülleri
ÖSS Fizik Soru ve Cevapları
Merak Edilenler
Haftalık Sorular
- - - - - - -
Sizlerden Gelenler
Bulmacalar
- - - - - - -
Linkler
Özel Ders
Anket Sitesi
- - - - - - -
İletişim
Üye Girişi
Üye İstatistikleri
24524 toplam üye
3 bugün
50 bu hafta
 Anasayfa arrow Fizik Testleri arrow Kuantum Teorisinin Felsefesi

Kuantum Teorisinin Felsefesi E-Posta
 

Yazan: onlineFizik yönetim, Tarih: 03-08-2004 14:11

Okunma Sayısı : 16308    

Ünlü kuramcı Bohr, "Kuantum teorisiyle şok olmayan kimse, onu anlamamıştır" der. Gerçekten de matematiksel olarak açık bir şekilde ifade edilmesine karşın bu teorinin felsefi alanda yorumlanması ve oluşturduğu problemlerin çözümlenmesi bir hayli zor görülüyor.

Kuantum teorisi bilime ve doğaya farklı bir bakış açısı getirmiştir. Şimdi, bu yenilikleri görebilmek için klasik ve kuantumlu anlayışın belli başlı özelliklerini ortaya koyalım. Öncelikle klasik fiziğin felsefi dayanaklarına bakarsak:

1) Klasik fizikte, bir cismin hızı, ivmesi, enerji ifadeleri gibi tüm nicelikler cismin konumunun zamana göre diferansiyelleri ile ifade edilir.

2} Yukarıda sözü edilen momentum. enerji gibi fiziksel büyüklüklerin bütün olarak ele alındığı görülür.

3) İrdelenen olaylar belli bir kesinlik, belirlilik taşır ve istenilen doğrulukta ve aynı anda bütün fiziksel büyüklükler ölçülebilir.

4) Evrenin geçmişinde oluşan olaylar incelenerek, geleceğe ilişkin bir yordama yapılabilir. Sözgelimi, Jüpiter Gezegeni şu zamanda, yörüngesinin şurasında ve bize bu kadar uzaklıkta olacaktır, denilebilir. Gözlem ve deneylerde küçük hatalar çıkabilme olasılığına karşın tahminlerimiz büyük ölçüde doğrulanır.

5) Klasik fizik ile incelenen her sistem ya da olay birbirinden bağımsız olarak düşünülür; bu sistemi oluşturan ve birbiri İle iletişim olanağı bulunmayan varlıklar bütünüyle ayrı olarak ele alınır.

6) Klasik olarak incelenen olay, gözlemci ve kullanılan deney aleti ile değişiklik göstermez.

Kuantum görüşünün kabul edilen temel olguları ise:

a) Olayların incelenmesinde kompleks yapıda ve bir olasılık denklemi olan Schrödinger dalga denklemi kullanılır. Bu denklemden vj/ dalga fonksiyonu bulunup işlemlerde konarak, konum, momentum ve diğer nicelikler elde edilir.

b) Fiziksel nicelikler kesikli parçalı yapıda ele alınır.

c) Kuantum teorisi fiziğe kuşku götürmez bir biçimde belirsizlik (indeterminizm) olgusunu sokmuştur.

d) Parçacıklar söz konusu olduğunda her büyüklük olasılıklarla belirlenir ve gelecekle ilgili tahminler olasılıklara dayanarak yapılabilir. Örneğin ışığın yapı taşı olan fotonların, uzayda bir yerde bulunması ancak olasılıklarla belirlenir.

e) Birbiriyle hiç iletişim olanağı bulunmayan iki varlık arasında "bağlılaşım-correlation" görülebilir. Örneğin aynı kaynaktan çıkan fotonların karşıt doğrultularda göstermiş olduğu davranışları, birbiri ile uyuşum halindedir.

f) Kuantumda; gözlemci, gözlenen ve gözlem aleti birbiriyle bir bütünlük oluşturur. Bunlar birbirlerinden ayrı düşünülemez.

Görüldüğü gibi klasik fizik ile kuantumcu düşünce birbirinden bir çok noktada farklılık gösterir. Bu farklılıklar ayrıntılı olarak göz önüne alındığında şu yorumlar yapılabilir:

Kuantum teorisinin önemli buluşlarından birisi belirsizlik bağıntısıdır. 1927'de Heissenberg tarafından ortaya konulan bu bağıntıya göre mikro boyutta tanımlı bir parçacığın, eş zamanlı olarak konum ve momentumunun tesbit edilmesi en az Planck sabit (h) kadar bir hata içerir. Aynı olgu eşzamanlı olarak, parçacığın enerjisi ile bu enerjiyi taşıdığı zaman için de söz konusudur. Örneğin bir elektronun bulunduğu uzayda konumunun tesbiti İçin, elektronun üstüne büyük frekansta ışık göndermeliyiz. Aksi halde elektronu gözlemleyenleyiz. Bu durumda yüksek frekanslı ışık elektronun konumunu belirler. Ancak elektrona bir hız verir. Dolayısıyla konumun belirlenmesiyle beraber parçacığın hızını ve momentumunu yitirmiş oluruz . Tersi olarak; elektronun momentumunu belirlemek İçin küçük frekanslı ışık kullanırız, bu durumda da konum belirlenemez.

İkinci önemli bulgu da "dalga/parçacık dualite'dir. Huygens'ten beri ışığın kırınım ve girişim yaptığı biliniyordu.Örneğin ışık Young deneyi düzeneğinden geçirilirse karşıdaki ekranda aydınlık-karanlık noktalar oluşur. Yani girişim yapar. Yine yarım bardak suya sokulan bir kalemin kırık olarak algılandığı görülür. Bu gibi olayların hepsi ancak dalga modeliyle açıklanabilir. Einstein'ın fotoelektrik olayını açıklamasından sonra ışığın parçacıktı yapıda olması gerektiği bulundu. Yine ışığın cisimler üzerine uyguladığı anlık basınçlar ve Geiger sayacında göstermiş olduğu etkiler bunu destekler. Sonunda Bohr, "Işığın dalgacık mı tanecik mi olduğunu belirlenmesi ancak gözlemcinin sorduğu soruya göre cevaplanabilir" diyerek gözlemcinin de vazgeçilmez biçimde teoride yerini alması gerektiğini belirtir.

Amerikalı J.Davisson ve L.Germer adlı bilim adamları elektronların da hızlı olarak bir kristal katıya çarptırıldıklarında dalga özelliği gösterebileceğini buldular. Böylece düalite yalnızca ışık (elektromagnetik dalga) İçin geçerli değil aynı zamanda maddesel parçacıklar için de geçerliydi. Bu da Broglie'ın öne sürdüğü elektronlar için dalga yapısının deneysel bir ispatıydı, aynı zamanda Kuantum teorisindeki düaliteyi, 1915'te, X ışınlarıyla yaptığı çalışmalarından dolayı Nobel ödülü alan VV.Bragg şöyle belirtiyordu. "Pazartesi, çarşamba ve cuma günleri parçacık kuramını; Salı, Perşembe ve Cumartesi günleri dalga kuramını öğretiyorum."

Diğer önemli yenilik ise olasılık kavramıdır. Bir parçacığın bir uzay bölgesinde bulunması ancak olasılıklarla bellidir. Parçacığın konumu için kesin koordinatlar verilemez. Born bu düşünceden hareketle Schrödinger'in ortaya attığı dalga fonksiyonunu yorumlamış ve y ile gösterilen bu kompleks fonksiyon için, uzayda bir noktada beili bir anda hesaplanan dalganın genliğinin karesinin, parçacığın o noktada o anda bulunması olasılığını verdiğini belirtmiştir.

Belirsizlik ilkesi , dualite, olasılık tanımı ve gözlemci-gözlenen bütünlüğü kuantum mekaniğine, Kopenhag yorumu olarak girmiştir ve tartışmalara rağmen halihazırda kuantum teorisinin en etkin yorumu olarak karşımıza çıkar. Kuantum felsefesinin ..sorunlarına bakıldığında önemli tartışmaların temelde, Young deneyinin yorumlanmasından kaynaklandığı görülür. Bilim adamları, fotonların iki ayrı delikten geçişinin mantıksal olarak nasıl algılanması gerektiği üzerinde durarak; fotonlarla gözlemci arasındaki ilişkiyi aramaktadırlar.

Bohr ve Kopenhag ekolü savunucuları fotonların, iki ayrı delikten geçmelerini iki ayrı dünyada hareketleri olarak düşünüyor. Onlara göre girişim bu birbirinden tamamen iki ayrı iki dünyadan her-birinin birlikte hazırlanarak birbirinin üstüne çakış-masıyla ve birbirlerini bütünleştirme siyle oluşur. Dolayısıyla sonuçta her iki dünyanın hakiki bir melezi oluşur. Başta Einstein olmak üzere pek çok fizikçiye bu melez-bütünleyici dünya yorumu pek sıcak gelmedi. 1935'te "Schrödinger kedisi" yorumu ortaya atıldı. Bu görüşe göre her an zehirlenmesi tehlikesi olan bir kedi kapalı bir kutudadır. Gözlemciye göre bu kedi her an ölü ya da diri bir halde bulunmalı, iki ayrı olasılık eşit olarak göz önünde tutulmalıdır. Bu aynı zamanda Young deneyinin iki ayrı delikle oluşturulan farklı dünyalarına benzer. Farklı nokta ise; kedinin ölü ya da diri olduğunu kesin belirleyene kadar kedinin iki durumunun da yan yana bulunduğunun öne sürülmesidir. Yani kedi, yarı canlı-yarı ölüdür, aynı zamanda.

Başka bir yorum da Everett'ten 1957'de gelir. Ona göre, birçok gözlenemez paralel evren mevcuttu. Bunlara Everett, "alternatif kuantum dünyaları" diyordu. Bütün olaylar bu dünyaların birinde, olasılıkların hepsi gerçekleşecek biçimde olmaktadır. Sonuçta bütün olasılıklar evrende varoluyordu.

Son Güncelleme : 03-08-2004 14:11

   
Bu makaleye link ver
Favorilere ekle
Yazdır
Arkadaşına gönder
İlgili makaleler
del.icio.us'a ekle

Okuyucu yorumları  RSS feed Yorum
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

   (0 Oylama)

 

Yorum Sayısı: 6 / 6

Çoğul Dünyalar ve Geçmişler Toplamı

Yazan:: Cin 13 () Tarih: 10-02-2006 01:53

Çoğul Dünyalar ve Geçmişler Toplamı

Yazan:: Cin 13 Tarih: 10-02-2006 01:53

2.“ Çoğul Dünyalar” 
 
Bir gözlemci bir olaya baktığı zaman, var olan durumların seçimine uygun olan bütün etkileri görmesini beklersiniz.Gerçekte gerçekleşen şudur: bir gözlemci bütün sonuçları görür ya da daha doğrusu gözlemci de farklı durumların bir bileşimi içinde bulunacağından, gözlemcinin her durumu, karşımızdaki durumların her birini görür. 
 
Eğer bir elektronun sağa gittiğini görürsek, paralel bir dünyada elektronun sola gittiğini gören başka “biz” olacaktır.Dünya, biraz farklı versiyonlarımızı içinde bulunduran iki dünyaya ayrılmış olur. 
 
Bölünmüş dünyalar çoğunlukla ayrı duracak ama bazen bir noktada bir araya gelecek ve girişim etkileri ortaya çıkacaktır. 
 
Bak: "Schrodinger'in Kedisi" düşünce deneyi 
 
Heisenberg gösterdi ki, parçacığın konumundaki belirsizlik ile parçacığın hız x kütlesindeki belirsizliğin çarpımı Planck sabitinden küçük olamaz.Planck sabiti “0” dan büyük bir değer olduğuna göre belirsizlik “0” olamaz. Her durumda belirsizlik kaçınılmazdır. Bu sınır koşulu,ölçüm yöntemine veya maddenin cinsine bağlı değildir. 
 
Heisenberg’ in ilkesi dünyanın temel kaçınılmaz bir özelliğidir. 
Belirsizlik ilkesi, dünyaya bakış açımıza ta derinden dokunur. Aradan elli yıldan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen, etkileri çoğu düşünürce kavranamamış olup hala büyük bir tartışma konusudur. 
 
Belirsizlik ilkesi, Laplace’ ın tamamıyla belirlenebilir bir evren modelinin ölüm çanının çaldı. Eğer evrenin şu andaki durumu bile kesin bir biçimde ölçülemiyorsa , gelecekteki olayları doğru hesaplamak hiç doğru olamazdı! 
 
Evreni, her olayda zarların atıldığı, veya çarkların döndüğü büyük bir kumarhane olarak düşünebiliriz.Kumarhane işletmenin çok riskli bir iş olduğunu düşünebilirsiniz. Çünkü,her zar atılışında veya çarkın her çevrilişinde para kaybetme riskine girersiniz. Ancak, çok sayıda bahis söz konusu olduğunda, belirli bir bahisin sonucu öngörülemese de, kazançlar ve kayıplar öngörülebilir bir sonuçta ortalanır. Kumarhane işletenler, bahis oranlarının kendi lehlerinde ortalanmasını güvence altına alırlar. Kumarhanecilerin bu kadar zengin olmasının nedeni de budur zaten. 
 
Evren için de aynısı geçerlidir. Evren,günümüzdeki gibi büyükse, çok sayıda zar atışı söz konusu olur ve sonuçlar öngörülebilecek bir değerde ortalanır.Bu yüzden klasik kanunlar büyük sistemlerde geçerlidir.Ancak, evren, büyük patlamaya yakın bir zamandaki gibi küçükse, zar atışlarının sayısı azalır ve belirsizlik ilkesi büyük bir önem kazanır. 
 
Richard Feynman, 1965 yılında aşağıdaki kuramıyla Nobel Ödülü aldı. Her bir parçacığın belirli ,tek bir tarihi olması varsayımına karşı çıktı. Bunun yerine, parçacıkların uzay-zamanda olası her yol boyunca , bir konumdan diğerine ilerlediği önerisini getirdi. Feynman,her bir yörünge ile, bir dalganın boyutu-genliği-ve fazı olmak üzere iki sayıyı ilişkilendirdi. A’ dan B’ e giden olası her yolla ilgili dalgaların toplanmasıyla bulunuyordu. 
 
Nesneler gündelik hayatta başlangıçları ile sonuçsal hedefleri arasında tek bir yol izliyormuş gibi görünür.Bu durum Feynman’ın geçmişler toplamı fikri ile uyum gösterir.Çünkü,büyük nesneler için bu yoların katılımları birleştirildiğinde, biri dışında bütün yollar birbirini etkisizleştirir. 
 
Sonsuz yollardan sadece biri , makroskobik nesnelerin hareketi göz önüne alındığında, bu yörünge Newton’un klasik hareket kanunlarından ortaya çıkandır.

 

» Yorumu cevapla...

Yorumlar-Devam

Yazan:: Cin 13 () Tarih: 08-02-2006 12:42

Yorumlar-Devam

Yazan:: Cin 13 Tarih: 08-02-2006 12:42

Bizler sadece gözlemci değiliz,onları anlatma hakkımız olmadığı gibi, onları oluşturan da bizleriz. (John Wheeler, Karadeliklerin kuramsal babası) 
 
Göğün tüm korosu ve yerin yapısının , kısaca dünyanın güçlü çatısını meydana getiren cisimlerin zihnin dışında hiçbir varlıkları yoktur.Ben onları algılamadıkça onlar zihnimde ya da başka bir yaratığın zihninde var olmadıkça onların hiç varlıkları yoktur ya da bir “ölümsüz ruhun” zihninde var olurlar. (Berkeley) 
 
İnsanlar, büyük varolma dramının hem seyircileri hem de oyuncularıdır. (Niels Bohr, 1922 Nobel Fizik Ödülü) 
 
Kainatın temelini teşkil eden atomlara katı bir varlık getirmeden önce kainatın tümüne ihtiyaç duyarız. Hangisi önce gelir? Kainat mı? Cevap,hiçbiri. Küçük-büyük, basit-karmaşık, kozmik-atomik, her şey karşılıklı birbirine muhtaç ve bir gerçeğin ayrılmaz parçasıdır. Biri diğersiz olmaz. Kainat temelinde bir birlik, yekparelik saklar. İşte bu bize, her şey olmadan hiçbir şeyin olmayacağını söyler. (Paul Davies, gökbilimci) 
 
Her durumda belirsizlik kaçınılmazdır. Bu sınır koşulu,ölçüm yöntemine veya maddenin cinsine bağlı değildir. 
Kuantum mekaniğinde bir parçacığın iyi bir şekilde tanımlanmış bir konumu ve hızı yoktur, ancak durumu bir dalga fonksiyonu ile gösterilebilir.Şimdi anlıyoruz ki, dalga fonksiyonu iyi bir şekilde tanımlanabilecek tek şeydir. Parçacığın, Tanrı’nı bildiği ama bizden gizlenen bir konum ve hıza sahip olduğunu bile varsayamayız. Böyle “gizli değişkenli” kuramlar gözlemle uyum göstermeyen sonuçlar öngörür.Tanrı bile, belirsizlik ilkesi ile kısıtlanmıştır.Konum ve hızı bilemez, sadece dalga fonksiyonunu bilebilir. .( Stephen Hawking Cambridge Üniversitesi Lucasian Matematik Profesörü

 

» Yorumu cevapla...

BAzı yorumlar

Yazan:: Cin 13 () Tarih: 08-02-2006 12:40

BAzı yorumlar

Yazan:: Cin 13 Tarih: 08-02-2006 12:40

Bütün bunlardan dolayı kuantum kuramını,fiziğe “belirlenimcilik dışı” bir görünüm getirdiği bahanesiyle kınamak değil, sunulan gerçekler ve yorumlar çerçevesinde, bizi doğanın gerçek “belirlenebilirliğine” yaklaştırdığı için övmek gerekir. 
Bu olgu, evrenin oluşumunu bir “yaratıcı-yaratılış” felsefesine olduğu kadar, eski yunan mitologyasındaki “kaos” kavramına bağlamaya da el vermektedir. 
Sonuçta, Orwell’ ci bir deyişle “ Belirsizlik kesinliktir!” diyebileceğimiz gibi, belki de, Einstein’ın “zar atmaz” dediği Tanrı için, “zar tutuyor” demek zorunda kalabileceğiz. (Bilim ve Teknik, Sayı 395, sayfa 54) 
 
Herhangi bir şey aynı zamanda hem parçacık hem de dalga olabilir.Bilim deyince aklınıza gelen “kesinliği” de unutun. Bu kuramın en keskin iddiası, hiçbir şeyin kesin olamayacağı. Bu dünyayı yöneten kural: belirsizlik..Daha da acayibi, gerçek olarak gördüğünüz herhangi bir şey, bir çok olası gerçeğin raslantısal bir görünümü..(Bilim ve Teknik, Sayı 377, sayfa 34) 
 
Belirsizlik ilkesi, Laplace’ in tamamıyla belirlenebilir bir evren modelinin ölüm çanının çaldı. Eğer evrenin şu andaki durumu bile kesin bir biçimde ölçülemiyorsa , gelecekteki olayları doğru hesaplamak hiç doğru olamazdı! . (Stephen Hawking Cambridge Üniversitesi Lucasian Matematik Profesörü ) 
 
Yeni fizikte, kainatı bir makine gibi gören, şu şunun sebebi, şu bunun sonucu diye her şeyi sebep sonuç ilişkileriyle açıklayan mekanikçi determinizm çoktan gümlemiştir. Zaman ve mekan mutlak varlıklarını kaybetmişlerdir. (Paul Davies, gökbilimci) 
 
Kuantum fiziği, biri birinden çok uzak şeylerin sebep sonuç ilişkisi olmaksızın birbirine bağlandığını ortaya çıkarmıştır.( David Bohm, kuramsal fizikçi ) 
 
Her söz yahut kavram,ne kadar gerçek görünürse görünsün ancak sınırlı uygulanabilir. 
( Werner Heisenberg, 1932 Fizik Nobel Ödülü ) 
__________________

 

» Yorumu cevapla...

Akıl maddeden üstündür.

Yazan:: Cin 13 () Tarih: 08-02-2006 12:38

Akıl maddeden üstündür.

Yazan:: Cin 13 Tarih: 08-02-2006 12:38

Tüm evrenin olasılık yasalarına tabi olduğu anlaşıldığına göre Nicem Kuramına ilişkin birkaç hipotezden bahsetmeliyiz. 
 
1.“ Her şey zihindedir ve akıl maddeden üstündür!” 
 
Kuantum sistemlerinin uyduğu yasalar her maddesel şey için geçerlidir.Bir üst üste gelme olayı zihin tarafından yaşanmaz. Her madde, bir durumlar bileşimi içindedir.Bu sonsuza kadar sürer.Ancak,bu durum bilinçli bir zihnin egemen iradesinin huzuruna geldiği zaman bir seçim yapılır. 
 
Çünkü zihin, kuantum yasalarının dışındaki,ya da bizim durumumuz söz konusu olduğunda yukarıdaki bir şeydir 

Biz yapılabilecek her şeyi yapma gerekliliğine bağlı değiliz.Bunu yerine seçim yapma özgürlüğüne sahibiz. Bir şeyi gözlemlediğimiz zaman o şey gözlenmiştir ve gözlemlemiş olduğumuzu o da bilir ve ondan sonra da onu gözlemlediğimiz durumda kalır. 
 
Dünyaya benzersiz ve belirli bir biçim yükleyen şey bizim gözlemimizdir.Göreceğimizi seçme hakkımız olmayabilir, ama o anda gözlemlediğimiz şey benzersiz bir biçimde gerçek olur. 
 
Çevremizdeki varlıkların gerçek olmasını sağlayan bizizdir.

 

» Yorumu cevapla...

2 yorum

Yazan:: Cin 13 () Tarih: 08-02-2006 12:37

2 yorum

Yazan:: Cin 13 Tarih: 08-02-2006 12:37

Karadeliklerin kuramsal babası John Wheeler’ in dediği gibi “Bizler sadece gözlemci değiliz,onları anlatma hakkımız olmadığı gibi, onları oluşturan da bizleriz”. 
 
 
Ya da 1922 Nobel Fizik Ödülü sahibi Danimarkalı fizikçi Niels Bohr: 
“İnsanlar, büyük varolma dramının hem seyircileri hem de oyuncularıdır.” 
 

 

» Yorumu cevapla...

aslında bu bir rica

Yazan:: Misafir () Tarih: 20-05-2005 17:14

aslında bu bir rica

Yazan:: Misafir Tarih: 20-05-2005 17:14

ya benim bi sunum çalışmam var ve bu sunumumda da shrödinger'in kedisi deneyinden bahsediyorum ve bu deneylr ilgili deneyi anlatabilecek resimlere ihtiyacım yardımcı olabilirseniz sevinirim. e-mail:bmz35@hotmail.com

 

» Yorumu cevapla...

Yorum Sayısı: 6 / 6



Yorumunuzu ekleyin
Sadece kayitli kullanicilar bir Makaleyi yorumlayabilir. Lütfen ücretsiz üye olun veya giriş yapın.


mXcomment 1.0.7 © 2007-2008 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
< Önceki   Sonraki >


ÖSS Soru ve Cevapları
1988 ÖSS Fizik Soru ve Cevapları
1989 ÖSS Fizik Soru ve Cevapları
1990 ÖSS Fizik Soru ve Cevapları
1991 ÖSS Fizik Soru ve Cevapları
1992 ÖSS Fizik Soru ve Cevapları
1993 ÖSS Fizik Soru ve Cevapları
1994 ÖSS Fizik Soru ve Cevapları
1995 ÖSS Fizik Soru ve Cevapları
1996 ÖSS Fizik Soru ve Cevapları
1997 ÖSS Fizik Soru ve Cevapları
1999 - 2006 ÖSS Fizik Soru ve Cevapları
Forumdan Son Yazılar
Cvp:fizikde başarılı nasıl...
tılsım 21-11-08 21:35

merhaba onlinefizik bağıml...
tılsım 21-11-08 21:30

Cvp:elektromanyetik ve enerji
Jahid 17-11-08 00:20

Cvp:elektromanyetik ve enerji
kuarktwin 16-11-08 15:28

Cvp:acele soru
metinaydin 15-11-08 12:56

Cvp:fizik dersim gittikçe ...
metinaydin 15-11-08 12:45

Cvp:fizik dersim gittikçe ...
undyingheart 15-11-08 12:19

fizik dersim gittikçe kötü...
sıla can 15-11-08 11:21

acele soru
mahmed 15-11-08 11:11

Cvp:Elektrik üretimi ile i...
ku4rk 14-11-08 07:13

Popüler
Kütle - Hacim - Özkütle
Basınç
Isınan Maddelerde Genleşme
Düzlem Aynalar
Ölçme - Değerlendirme
Hal Değiştirme
Newton' un Hareket Kanunları
Basit Makineler
Alternatif Akım Devreleri
İş ve Enerji
Moment - Denge
Vektörler ve Kuvvet
Elektrik Akımı
Işığın Yansıması
Kütle ve Ağırlık
Kavram Haritaları
Hareket
Gölge ve Yarı Gölge
Bohr Atom Modeli
Ohm Kanunu
Reklam Alanı

Oyunlar
Cep Telefonları

Son Eklenenler
Onlinefizik yenilendi
2008 nobel fizik ödülü
LHC deneyi 2009'a ertelendi
CERN'deki deney durduruldu
TÜBİTAK "Büyük Patlama" verilerini getirecek
Rus 'Progress' gemisi, UUİ'ye kenetlendi
Planck Sabiti
Sunucu Değişikliği - Güncel
Büyük Hadron Parçacık Hızlandırıcısı
Kainatın sır perdesi aralanacak
Big Bang deneyi tehlikesiz
Karbon-14 ile Yaş Tayini Nasıl Yapılır?
Cep telefonunun çeyrek yüzyıllık serüveni
'Dağlardaki buzların azalması kaygı verici'
Güneş enerjisiyle çalışan araçlar yarıştı
Yeni gama ışını teleskobu göreve başladı
Karanlık maddenin gizemi
Millikan'ın Yağ Damlası Deneyi
Dünya'nın Manyetik Alanı (Manyetosfer)
Fizikçiler Bodrum'da bir araya gelecek
Yayın Politikası - Gizlilik İlkesi - Reklam ve Proje Birlikteliği
© 2003 - 2008 onlinefizik.com Fizik Sitesi ve Fizik Eğitimi Sitesi
Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kaynak göstererek dahi kullanılamaz.