| Yazan: Hüsnü Aslan,
Tarih: 26-04-2008 17:44
|
Okunma Sayısı : 932  |

Türkiye’nin CERN’e üyeliği için 40 yılını adayan Engin Arık’tan
bayrağı devralan Prof. Akkuş, siyasetçilere seslendi: “İç meseleleri
bırakın, bilime yatırım yapın, yoksa geleceğimiz olmayacak.”
İSTANBUL - Isparta’daki uçak kazasında ölen
fizikçi Prof. Dr. Engin Arık, Türkiye’nin, dünyanın en büyük nükleer
araştırma merkezi CERN’e tam üye olabilmesi için 40 yıl uğraştı. Ancak
kazada 5 meslektaşıyla birlikte yaşamını yitirince çalışmaları yarım
kaldı. Yaşasaydı Türkiye’de büyük bir araştırma merkezi kurmayı
hedefliyordu. Kazadan bir süre sonra, CERN’ün 8 gözlemci ülkesinden
biri olan Türkiye, merkeze tam üye olabilmek için ilk adımı attı ama
Arık, “En büyük hayalim” dediği anlaşmanın imzalanmasına tanık olamadı.
Bayrağı Arık’tan devralan Türk Fizik Derneği Başkanı Prof. Dr. Baki
Akkuş, meslektaşının çalışmaları sırasında büyük engellemelerle
karşılaştığını ve ardından korkunç kazanın meydana geldiğini söyledi.
Akkuş, NTVMSNBC’ye Türkiye’nin nükleer macerasını, CERN’ün
gerçekleştireceği Big Bang deneyini ve Dan Brown’un “Melekler ve
Şeytanlar” kitabında yer alan “Büyük patlama olursa, Dünya’yı içine
çekecek büyük bir kara delik meydana gelecek” iddiasındaki gerçeklik
payını anlattı ve siyasetçilere “kavgayı bırakın, bilime yatırım yapın”
mesajını verdi.
CERN neden kuruldu? 12 Avrupa ülkesi, 1954 yılında, nükleer
araştırmalar konusunda ABD’yle rekabet edebilmek ve bu ülke karşısında
güçlü olabilmek için CERN’ü (Avrupa Konseyi Nükleer Araştırmalar
Merkezi) kurdu. Bugün 20 üyesi olan ve 80 ülkeden yaklaşık 6500 bilim
adamının çalıştığı CERN, dünyanın en büyük nükleer fizik araştırma
merkezi. Şimdi de Big Bang deneyini gerçekleştirmeye
çalışıyorlar. Dan Brown’un kitabında iddia ettiği gibi bu deneyden
sonra Dünya’yı büyük bir tehlike bekliyor mu? Aslına
bakılırsa, oradan tam olarak ne çıkacağını kimse bilmiyor. Bilim
insanları da küçük bir “Big Bang” yaratacak makineyi takip ederek,
Dünya’nın nasıl oluştuğunu anlamaya çalışacak. Üzerinde 14 yıldır
çalışılan ve 4.4 milyon sterlin harcanan bu deneye LHC (büyük hadron
çarpıştırıcısı) deneyi deniyor. Deneyle 27 kilometrelik alanda yerin
100 metre altındaki tünellerde dev mıknatıslar kullanılarak bugüne
kadar denenmemiş bir hızda ve -271 derecede atom parçacıkları
çarpıştırılacak, ‘Tanrı’nın maddesi’ olarak da bilinen kara maddedin
oluşumu incelenecek. Parçacığa kütle kazandıran nedir, anlamaya
çalışılacak. Dan Brown “Melekler ve Şeytanlar” kitabında bu
araştırmanın bir kara delik oluşturacağını ve büyük bir kıyamete sebep
olacağını yazmıştı. Bu iddiadan endişe duyuluyor. Gerçekten söz konusu
olabilir mi böyle bir kıyamet? Ben bu
endişeleri ciddiye almıyorum. Sanki büyük bir patlama yaratılacakmış
gibi bir düşünce var ama doğru değil. Bir deney gerçekleştiriliyor ve
bu deneyin tüm Dünya’yı içine alacak bir kara delik oluşturması mümkün
değil. Bence bu Brown’ın meşhur olma kaygısıdır. Türkiye’nin programda gözlemci kuruluş olarak yer almasının ve 3-4 yıl içinde tam üyeliğe kabul edilebilmesinin anlamı ne? CERN’e
üye olan ülkeler, yürütülecek projelerin seçilmesi ve izlenip
değerlendirilmesi konularında önemli kararlar alabiliyorlar. Eğer üye
değilseniz, bu karar mekanizmasında etkiniz olmuyor, sadece
gözlemliyorsunuz. Bugüne bizim kadar gözlediğimiz gibi... Aslında biz
tam olarak neyi gözlüyoruz, onu da anlayabilmiş değilim. Şu anda
oradaki deneylere katılabiliyoruz ama deneylerde ve konseyde hiçbir söz
hakkımız yok. Bu yüzden bilim adamlarımızın CERN’e gidip çalışmalara
katılabilmesi söz konusu değil. Üye olduğumuz takdirde Türkiye’den
binlerce fizikçi, mühendis, biyolog ve kimyacı CERN’de çalışabilecek. Türkiye’nin üye olması için hangi kriterler aranıyor? Türkiye
bu yıl işbirliği anlaşması yaptı. Üyelik için tekrar ve en kısa sürede
başvurmamız gerekiyor. Üç yıllık süre içinde, hem siyasi, hem de
bilimsel alanlarda belli kriterler aranıyor. Siyasi olarak, CERN
konseyinde 20 üyenin Türkiye’nin katılımına ‘evet’ demesi gerekiyor.
Türkiye’nin de bu süreç içinde bilimsel altyapısıyla ilgili tüm
bilgileri CERN’e vermesi gerekiyor. Bunu AB sürecinde yaşadıklarımıza
benzetebiliriz fakat burada beklenti daha az.
CİDDİ ENGELLEMELER VARDI, CUMHURBAŞKANI’NA İLETTİK Türkiye’de altyapıyı oluşturmak için neler yapılması gerekiyor? Rahmetli
Engin Arık, Türkiye’de bir hızlandırıcı merkezi kurmaya çalışıyordu,
sonra bu üzücü uçak kazası yaşandı ve Arık hayatını kaybetti. Kazada 6
bilimcimizi şehit verdik. Bu insanlar çok önemliydi. Önümüzdeki birkaç
ay içinde, Ankara’da bu merkezin temeli atılacak. Merkez, Avrupa’daki
CERN’in yavrusu olacak. Bu konuda çok ciddi engellemelerle karşılaştık
ve mücadele verdik. Bu engellemeler sonunda da uçak kazası meydana
geldi. Biz bu engellemelerle ilgili dosyayı Cumhurbaşkanımıza verdik.
Büyüklerimiz gerekeni yapacaktır. Neydi bu engellemeler? Bu çok ciddi bir konu ve açıklayamam...
ÇİN VE HİNDİSTAN SÜPER GÜÇ OLUYOR CERN’e üye olmak Türkiye’ye ne kazandıracak ve ne kaybettirecek? Türkiye’nin
hiçbir kaybı olmayacak, çünkü kimya ile biyolojinin temelini sağlayan
fiziktir. Bütün gelişmiş ülkelere baktığımız zaman, örneğin ABD ve
Rusya’ya ya da yakın gelecekte güçlü olacak Çin ve Hindistan’a,
bilimsel araştırmalara çok büyük yatırım yaptıklarını görüyoruz. Çin ve
Hindistan süper güç olma yolunda hızla ilerliyor. Bu durumda
Türkiye’nin mümkün olduğu kadar çabuk CERN’e üye olması gerekiyor. 2005
yılında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a yazılı başvuruda bulunduk. 2008
yılında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile makamında görüşme yaptık ve
kendilerinden destek sözü aldık. Bu tarihden sonra da 14 Nisan 2008’de
Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Okay Çakıroğlu ile CERN Genel
Direktörü Robert Aymar anlaşma imzaladı. Şimdi 3-4 yıl içinde
gerçekleşecek tam üyeliği bekliyoruz. 
BİLİME YATIRIM YAPMAZSAK, YOK OLURUZ Türkiye bu çalışmaların gerisinde kalırsa neler olur? Türkiye’de
bilime önem verilmediği bir gerçek. Bu medya için de geçerli. Bir
mankenin özel hayatını daha çok önemsiyoruz. Medyanın ve siyasilerin
öncülüğünde bilimi topluma tanıtmamız lazım. Türkiye coğrafi olarak çok
kritik bir bölgede. Ayrıca dünyanın en zengin doğal kaynaklarına sahip.
Uranyumu, boru, kömürü ve suyu var. Biz teknolojimizi geliştirip, büyük
ve güçlü bir ülke olamazsak varlığımızı sürdüremeyiz. Siyasetçiler iç
problemleri bir kenara bırakmalı ve oturup ülkenin geleceğini
düşünmeli. Bilimsel araştırmaları ön plana alıp, Türkiye’yi güçlü hale
getirmeli. Rahmetli Engin Arık bu işle tam 40 yıl uğraştı. Her yere
gitti ve insanlara anlatmaya çalıştı, fakat kimse onu anlamadı. Ben
Engin Hanım’ın son 20 yılında onunla birlikte çalıştım. Beraber
mücadele ettik, çalışmalar başladıktan ancak 54 yıl sonra işbirliği
anlaşması imzalanabildi. Türkiye’de nükleer çalışmalar altyapı
kurulması gerekiyor ve bunun için de yatırım yapılması... Siyasetçiler
şöyle düşünüyor: Bu altyapı kurulduktan sonra karşılığını almak 10 yıl
sürüyor, sanırım bu 10 yıl onlara çok uzun geliyor; fakat değil... En
son Güney Kore’de 80’li yıllarda bilim kenti kuruldu ve ciddi
yatırımlar yapıldı.10 yıl sonra Güney Kore’nin adını duymaya başladık.
Samsung ve Hyundai markalarını tanıdık. Türkiye de 10 yılı göze almalı.
HATIRLANIRSA WWW CERN’DE KEŞFEDİLMİŞTİ Cern’ün Türkiye’ye çok büyük fayda sağlayabileceğini söyleyebilir misiniz? Eğer
CERN’e üye olursak bilim adamlarımızın orada öğreneceği bilgileri kendi
ülkemize getirebilme imkanımız var. Ayrıca orada evrenin nasıl
oluştuğuna dair araştırmalar yürütülüyor, bu çalışmalar yapılırken de
yeni teknolojiler gelişiyor. Gelecekte lazer fizik, plazma fizik,
telekomünikasyon, nükleer tıp, malzeme bilimi ve bilişim teknolojisi
gibi bu alanlarda çok büyük gelişmeler olacak. Hatırlanırsa, World Wide
Web (www) internet de CERN’de keşfedilmişti. Kaynak:NTVMSNBC
Son Güncelleme : 26-04-2008 17:44
|