Einstein, çatıdan düşen bir insanın yerçekimini hissetmediğini söyler. Bu insanın çatıdan değilde kablosu kopmuş bir asansörden düştüğünü düşünelim. Düşen asansörün içindeki insan tamamen ağırlıksız olarak yüzecek, kendini bir duvardan diğerine yada tabanla tavan arasında kolaylıkla itebilecektir.
Şimdi bu durumdaki insanları görebiliyoruz aslında: Dünya'nın yörüngesinde serbest düşme yapan bir uzay gemisi içindeki astronotlar bu durumdadır. Eğer düşen bir asansörün ivmelenmesi, sürekli artan bir hızla hareket etmeye devam ederse, yerçekimi kuvvetini tam olarak dengeleyebilir ve böylece yerçekimi ve asansörün ivmesi tam olarak birbirine eşit olabilir.
Şimdi şöyle bir soru sorabilirsiniz ; "zaten yerçekimi aşağı doğru değilmi, asansörün aşağı doğru yaptığı ivme nasıl olurda yerçekimini dengeler? dahada artırması gerekmiyormu vektörel olduğu için?" Bu soruya şöyle cevap verebilirim yerçekimi ivmesi(g) yukarı doğrudur aslında !. Dünyamızı son sürat hareket eden( saatte 100.000km-güneş çevresinde) bir araba gibi düşünebilirsiniz. Bu araba deiresel hareketin doğası gereği ivmeli bir hareket yapmaktadır. İşte yerçekimi dediğimiz şeyde bu ivmenin ta kendisidir. Araba sabit ivmeli hareket ettiğinde hepimiz koltuğumuzda rahatça otururuz .Hız ani bir şekilde artarsa geriye, ani azalırsada ileriye doğru hamle yaparız. Ama dünyamız için bu geri ve ileri kavramı, dünyamızın şeklinden dolayı yukarı-aşağı doğrultusunda olmaktadır. Yani bu şu demektir; biz yere bir kalem attığımızda kalem yere düşmüyor, yer kaleme çarpıyor. Şu anda dünya aniden durursa hepimiz yukarı deoğru çıkarız, çünkü yer durmuştur ve bizim üzerimize doğru gelmiyordur. Tıpkı araba da olduğu gibi. Konuyu çok dağıttım ama ilginç olduğu için sizlerle paylaşmak istedim .
