Dünya’ya benzeyen yeni bir gezegen daha keşfedildi – Kepler -452b

Uzayda yasama elverişli yeni gezegenler bulmayı amaç edinen NASA Kepler projesi bugün (23 Temmuz 2015) yaptıkları basın açıklamasında Kepler uzay teleskopunun şimdiye kadar tespit edilen dünya benzeri gezegenler ile kıyaslanınca dünyaya boyut olarak en çok benzeyen keşfi yaptıklarını duyurdu. Dünya benzeri gezegen olarak sınıflandırılan gezegenlerin sıcaklığının su ve yaşamın var olmasına elverişli sıcaklık aralıklarında olması bekleniyor. Yeni keşfedilen bu gezegen de kendi yörüngesinde döndüğü yıldıza olan uzaklığı bu sıcaklık değerlerini sağlayacak mesafede. Kepler-452b ismi ile anılan bu gezegen dünyadan %60 daha büyük ancak şuan için kütlesi hakkında bir bilgi edinilmiş değil.

kepler

Yukarıdaki resimde Kepler projesinde son 6 yılda yapılan dünya benzeri gezegen kesifleri gösterilmektedir. Bu gezegenlerden ilki olan dünyamızdan daha küçük Kepler-20e Aralık 2011’de keşfedilmiştir. Bu gezegen güneş benzeri güneşten daha küçük ve daha soğuk bir yıldızın etrafında dönmektedir. Kepler20e su ve dünyanın atmosferine benzer bir atmosfere sahip olmayacak kadar sıcak olduğu için bu gezegenin yasama elverişli olduğu düşünülmemektedir. Diğer bir gezegen olan Kepler-22b’de yine ayni ay duyurulmuştur. Kepler-22b dünyanın iki kati büyüklükte ve yine yasam koşullarını sağlayabilecek kadar uzaktadır kendi güneşinden. Ancak bu gezegenin yüzeyinin kati olmadığı düşünülmektedir. 2014 Nisan ayında duyurulan Kepler-186f ise dünya büyüklüğündeki ilk yaşanılabilir gezegen olarak keşfedilmiştir. Ancak bu gezegende güneşimizin yarısı büyüklüğünde soğuk bir yıldızın etrafında dönmektedir. Bugün duyurulan Kepler-452b’ye şuana kadar keşfedilen dünya boyutlarına yakın, yasama en elverişli gezegen gözüyle bakılmaktadır. Bu yeni gezegen kendi güneşi etrafındaki hareketini 385 günde tamamlamaktadır. Bilim adamları şuan için bu gezegenin yasama elverişli olup olmamasına yönelik net bir bulguya sahip olmasalar da, bugüne kadar yapılan kesifler arasında yasama elverişli olma ihtimali en çok olan gezegenin Kepler-452b olduğunu söylemektedirler.

Kepler-452b ile ilgili daha fazla görsel ve bilgi için haberimizin kaynağı olan http://www.nasa.gov/keplerbriefing0723 adresini ziyaret edebilirsiniz.

Kuantum Sayıları

Kuantum başlı başına çoğu zaman fizik bilimine ilgi duyan veya çeşitli derslerde kuantum ve ilgili kavramlarla haşir nesir olmak durumunda kalan kişilerce karışık bulunan ve çoğu zaman da tatmin edici bir tanım yapılmadan bırakılan bir kavramdır. Kuantum ile ilgili sitemizde yer alan Bir Teorinin Serüveni:Kuantum  ve Kuantum Teorisinin Felsefesi başlıklı yazılara göz atabilirsiniz. Daha detaylı bilgiler içeren yazı istekleriniz için de bizimle onlinefizik iletişim sayfamız aracılığı ile iletişime geçebilirsiniz.

Bu yazımızda kuantum kavramını irdelemek yerine kuantum sayıları hakkında bilgiler sunacağız.

Kuantum sayıları diye adlandırdığımız değişkenler bizlere atomlarda yer alan elektronların hangi yörüngelerde yer aldığı ve bu yörüngelerdeki hareketleri hakkında çeşitli bilgiler sunmaktadır. Bohr atom modelinde bir elektronun hareketi hakkında bilgi vermek için tek bir değer isimizi görmekteydi. Bu değer ise elektronun çekirdekten olan uzaklığını diğer bir deyişle elektronun hangi yörüngede dolandığını belirten değerdi. n harfi ile gösterilen bu değer 1,2,3,4 vs gibi artan değerler almaktaydı. Bu değerin arttıkça elektronun çekirdekten daha uzak bir yörüngede hareket ettiğini bize ifade etmektedir. Örneğin 2 numaralı yörüngede hareket eden elektron 1 numaralı yörüngede hareket eden elektrondan daha uzak bir konumda çekirdek etrafında hareket etmektedir. Bu uzaklık kavramı da aslında bizi enerji düzeyi kavramına götürmektedir.

Bohr atom modelinin yetersizliği araştırmalarca ortaya konulunca elektronların hareketleri ile ilgili tek bir sayı bizler için yeterli gelmemeye başlamıştır. Schrodinger dalga denklemi elektronun belli bir konumda bulunma ihtimalleri ile ilgili bize bilgi verirken ayni zamanda Schrodinger modeli Bohr’un söylediğinin aksine 3 boyutlu bir uzayda yer alan elektronun yörüngesi hakkında bir şeyler söyleyebilmek için birden fazla değişkene ihtiyaç duyduğumuzu da bizlere göstermiştir.

Bu doğrultuda elektronun yörüngesi için 4 değişken karşımıza çıkmaktadır. Bu değişkenler ise kuantum sayıları olarak adlandırılmaktadır.

Bunlardan ilki Baş Kuantum Sayısı (n) olarak adlandırılan ve ayni Bohr atom modelinde olduğu gibi elektronun çekirdekten olan uzaklığını betimleyen bir sayıdır. Bu sayı arttıkça elektronun çekirdekten daha uzak bir yörüngede yer aldığını söyleyebiliriz. n pozitif herhangi bir tamsayı olabilir (n=1, 2, 3, 4 ……….)

Elektronun yörüngesi ile ilgili bilmemiş gereken diğer kuantum sayısı ise Açısal Kuantum Sayısıdır (l). l bize elektronun yörüngesinin sekli hakkında bilgi vermektedir ve (n-1)’e kadar olan değerleri alabilmektedir. Örneğin n=3 olan elektron için l 0,1 veya 2 değerlerinden birisi olabilir. l değerlerinde sadece 0 bize yörüngenin küresel bir yörünge olduğunu söyler. Diğer değerlerde ise yörünge küresel değil farklı şekillerdedir. Çeşitli l değerlerinin ifade ettiği şekilleri aşağıdaki resimden görebilirsiniz.

l

Şekilde gösterilen yörüngeler farklı doğrultularda yer alabilirler.  Bu durumu ifade etmek içinse yeni bir kuantum sayısına ihtiyacımız vardır. Bu kuantum sayısı ise manyetik kuantum sayısı olarak bilinmekte ve m ile gösterilmektedir. ml ise –l ile +l arasında yer alan herhangi bir değerde olabilir. Örneğin l=2 için ml -2,-1,0,1,2 değerlerinden herhangi birisi olabilir.

Şuana kadar vermiş olduğumuz 3 kuantum sayısı elektronun nasıl bir yörüngede hareket ettiğini tanımlamaktadır. Bunlara ek olarak 4. bir kuantum sayısı olan Elektron Spin Kuantum Sayısı ise elektronun hangi doğrultuda donduğunu bize söylemektedir. Bu kuantum sayısı ms ile gösterilmektedir. ms -1/2 ve +1/2 olmak üzere iki değer alabilmektedir. -1/2 aşağı yönlü bir ok ile betimlenirken +1/2 ise yukarı doğru bir ok ile betimlenmektedir.

Mekanik konularına yönelik ücretsiz online ders

Newton Kanunları, Kinematik, Enerji, Momentum, Katı Cisimlerin Dönme Hareketi ve Açısal Momentum konuları ve bunlara ek olarak Harmaonik Hareket, Yörüngesel Hareket ve Çevrimiçi Laboratuar Etkinliklerinin yer aldığı  ders 8 Ocak 2015 tarihinde edX platformunda başlayacak olup derse şimdiden ücretsiz olarak kayıt olabilirsiniz. “Advanced Introductory Classical Mechanics” ismindeki bu dersi Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden Prof. David E. Pritchard ve araştırma grubu “REsearch in Learning, Assessing, and Tutoring Effectively” (RELATE) sunmaktadır. İlgili dersi başarılı olarak tamamlayan katılımcılar sertifika almaya hak kazanacaktır.
Dersin edX.org üzerindeki giriş sayfasna erişmek için buraya tıklayabilirsiniz.
Derse hemen kayıt olmak için buraya tıklayabilirsiniz.

Öğrencilerin zorlayıcı problemleri çözmede uzman becerileri elde etmesine odaklanan dersin bir benzeri aynı grup tarafından geçtiğimiz Haziran ayında yaz aylarını kapsayacak şekilde sunulmuş ve onlinefizik.com’da da sizlere tanıtılmıştı. Eski dersle ilgili yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. 8 Ocak’da başlayacak “Advanced Introductory Classical Mechanics” dersi yazın sunulan “Mechanics ReView” dersinin yenilenmiş sürümü olup öğretim dili İngilizcedir.

Siz “Lüminosite” nedir, bilir misiniz?

Lüminosite kavramını belki kimi ilk defa duydu, kimi ise “ışınlık” olarak tanımladığı için aşina olabilir. Fakat genel olarak Cern’de yapılan deneylere biraz meraklı olan insanlar “lüminosite (luminosity)” kelimesini ilk duyduklarında, özellikle Türkiye’de, oldukça garipsiyorlar.

Peki nedir ve ne değildir bu “lüminosite”?

Lüminosite; hem parçacık fiziğinde hem de astronomi bilimlerinde sıkça kullanılan bir terimdir. Astronomi de birim zamanda yıldız, galaksi ya da diğer astronomik nesne tarafından yayınlanan enerjinin toplam miktarı anlamında kullanılır. Yani belirli bir spektral bölgede bir nesnenin yaymış olduğu parlaklıktır. Parçacık fiziği ile ilişkisi, bir nesneden yayılan enerjiden ziyade hızlandırdığımız ve çarpıştırdığımız parçacık demetlerinin yoğunluğu şeklindedir. Daha kısa belirtmek gerekirse lüminosite parçacık yoğunluğu anlamına gelmektedir.

Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nda kullanılan 2808 proton demetlerinin her biri içerisinde yer alan 1,15×1011 protonların yoğunluğu gaussian dağılım vermektedir. Gaussian dağılım;

 

Alıntı : http://www.phy.ornl.gov/csep/mc/node19.html

Gaussian dağılımın 3 boyutlu demet görüntüsü;

Alıntı : Wikipedia

Şekilden de anlaşıldığı gibi gaussian dağılım tam olarak bize demet yapısını vermektedir. Protonların yoğun olduğu merkez kısmı kırmızıyla, seyrekleşmeye başladığı kuyruk kısımlar ise mavi ve tonlarıyla gösterilmektedir.

Lüminosite iki demetin içindeki protonların karşı karşıya gelme ihtimalini söyler. Cern’de her deney yaptığı fiziğe göre lüminosite değerini ya nominal düzeyde ya da istedikleri düzeyde talep ederler.

Lüminositenin basit yaklaşımı :

Adsız

L lüminosite, fc proton demetlerinin çarpışma ihtimalini, n1 ve n2 proton demetleri içerisinde bulunan proton miktarı ve A ise proton demetinin enlemsel kesiti olmak üzere lüminosite hesaplandığında L = 1034 cm-2s-1  şeklinde yaklaşık olarak elde edilir. Bu değer bize Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nda cm2  başına ve saniyede 1034  çarpışmanın meydana geleceğini gösterir.

Lüminosite kavramının arttırılması istenilmektedir. Çünkü artışı daha fazla proton protonu karşı karşıya getirerek etkileşme ihtimalini daha da yükseltecektir.

Adsız

Tesla Model S P85D Elektrikli Otomobil Piyasaya Çıkıyor

tesla model s p85d

Yakın bir döneme kadar elektrikle çalışan otomobillerin, benzinle çalışan diğer araçlar ile rekabete girebileceğini düşünemezdik. Ancak insanlarda yer edinen bu algı Tesla Motors tarafından ortadan kaldırıldı.

Tesla Motor lideri Elon Musk, farklı alanlarda hizmet sunan önemli şirketlerin sahibi olarak öne çıkıyor. İlk olarak Paypal ile ticari hayatına yön vermeye başlayan Musk sonraki süreçte elektrikli otomobillere ilgi duyarak, hayal olarak görülen tasarımı insanlara kazandırdı.

Tesla Model S P85D – 100 km hıza 3.2 Saniyede Ulaşıyor

Henüz ülkemizde benzer örneklerine pek rastlamadığımız elektrikli araçlar, benzinli araçlara oranla çok daha çevreci ve temiz bir teknoloji ile sunuluyor. Tesla Motors’un envanterinde bulunan araçların içerisinde en iyisi ve en yenisi olarak gösterilen Tesla Model S P85D, geçtiğimiz günlerde görkemli bir şov ile tanıtıldı. Bu tanıtımda en dikkat çeken nokta ise Tesla Model’in 100 km hıza 3.2 saniyede ulaşarak, nice otomobil markalarına kök söktürmesi oldu. Her ne kadar hız konusunda çok iddialı olmasa da hızlanma konusunda en iyi seçenek gibi görünüyor.

Oldukça konforlu olan bu araç beklentilerin aksine pek de ucuz değil. 120.170 dolardan başlayan fiyatlar ile satışa sunulacak bu araç hem görünüm, hem güvenlik hem de performans açısından kullanıcıları tatmin edecek gibi görünüyor. Dört tekerlek çekiş gücü bulunan S P85D, 416 HP güç üreten iki ayrı elektrik motoru kullanıyor. Yalnızca hızlanma değil Google tarafından vaat edilen sürücüsüz kullanma seçeneği de bu araç içerisinde yer alıyor. Ayrıca 360 derecelik algılama alanı yaratan ultrasonik sonar sistemde araç içerisinde bulunmakta.

Aracın sürücüsüz yani bilgisayarlı sürücü modu, Elon Musk’a göre alkollü bir sürücüyü sızması halinde evine kadar götürebilmekte. Ancak kanuni kısıtlamalar nedeniyle kontrolün tamamen otomatik pilota bırakılması zor görünüyor. 2014 sonları tahminen Aralık ayında ABD’de satışa çıkması planlanan aracın yakın bir tarihte ülkemize girmesi zor gibi görünüyor.

Kaynak : techno-Labs

Geçmişten Günümüze CERN Rehberi

cern deneyleri

Dünya’da fizikçileri ve özellikle alanında uzman isimleri buluşturan CERN, bir rüya olarak başlayan ve gerçeğe dönüşen, son yüzyılın en önemli çalışmaları arasında yer almaktadır. Bugüne kadar yapılan pek çok haberde kıyamet senaryolarının merkezi haline gelen ve gerçekleşen doğa olaylarının sorumlusu olarak gösterilen CERN’de geçmişten günümüze yapılan çalışmalar ve deneyler hakkında sizlere bazı bilgiler sunacağız.

CERN Nedir? Üyeler ve Kuruluş Amacı

CERN, esas açılımı ile Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi 1954 yılında 12 üyenin katılımıyla Fransa ve İsviçre arasında kurulmuştur. Bir parçacık fiziği laboratuarı olarak da nitelendirebileceğimiz merkez, bugün 21 tam üyeye ve 2 üye adayına sahiptir. Ülkemiz 1961 yılından itibaren gözlemci konumunda bulunduğu CERN’de UNESCO’dan sonra en eski üyeler arasında yer almaktadır.

Bir laboratuar olarak nitelendirdiğimiz CERN devasa büyülüğü ile 80 ülkeden 500 üniversiteyi temsil eden 10000 bilim insanını ağırlamaktadır. Esas kuruluş amacı ikinci dünya savaşı sonrasında Avrupa’nın fizik alanında ABD’ye yetişebilmesi ve gelecekte daimi bir hakimiyete sahip olmasıdır. CERN’de yapılan çalışmaların asıl amacı maddenin yapısı ve maddeyi bir arada tutan kuvvetlerin açıklanabilmesidir.

Yüzyıllardır madde ve yapısını anlamaya çalışan insanlık için CERN oldukça önemli bir yere sahiptir. Bugün yapılan çalışmalar, yalnızca parçacık fiziği değil aynı zamanda enerji kaynaklarını da yakından ilgilendirmektedir. Süper iletken teknolojisine sahip olan CERN, hızlandırıcıları ile temiz enerji kaynaklarından reaktör sistemlerine, ileri bilgisayar teknolojisinden tıbbi konulara kadar oldukça geniş bir alanda çalışma yürütmektedir.

Kurulduğu günden günümüze kadar CERN’de yürütülen çalışmalardan bazıları şunlardır.

  • 1956 yılında 28 GeV’lik proton hızlandırıcısı yapıldı.
  • 1957 yılında 600 MeV’lik proton hızlandırıcısı devreye alındı.
  • 1976 yılında 450 GeV’lik süper proton hızlandırıcı devreye girdi.
  • 1976 yılında devreye alınan cihaz 1981 yılında çarpışma halkası olarak kullanılabilecek duruma getirildi.
  • 2000 yılında proton – proton çarpıştırıcı LHC devreye girdi.

CERN’in günümüze kadar ki bilimsel başarıları ise şunlardır.

  • 1973 yılında Gargamelle’de nötr akım bulunmuştur.
  • 1983 yılında W ve Z bozonları UA1 ve UA2 deneylerinde bulunmuştur.
  • 1995 yılında PS210 deneyinde ilk anti hidrojen atomları üretildi.
  • 1999 yılında NA48 deneyinde CP simetrisi bulunmuştur.
  • 2010 yılında Antihidrojen atomu saniyenin 6’da 1’i boyunca kapana kıstırıldı.
  • 2011 yılında Antihidrojen atomları 15 saniye boyunca tutuldu.
  • 2012 yılında Higgs bozonuna benzeyen 125 GeV/c2 ağırlığında bir bozon tespit edildi.

Yararlanılan Kaynaklar

(1) http://home.web.cern.ch/about

(2) http://tr.wikipedia.org/wiki/ATLAS_deneyi

(3) http://tr.wikipedia.org/wiki/Avrupa_N%C3%BCkleer_Ara%C5%9Ft%C4%B1rma_Merkezi

Güneş Fırtınası Nedir? Yaklaşan Güneş Fırtınası ve Etkileri

solar fırtına

Güneş yüzeyinde 2012 yılında yaşanan şiddetli parıltıdan iki yıl sonra ilk defa büyük bir parıltı meydana geldi. NOAA’deki yetkililere göre Güneş’in tam ortasında gerçekleşen patlamanın Dünya üzerinde güçlü etkiler yaratabileceği söyleniyor.

Güneş Fırtınası ( Solar Fırtına ) Nedir?

Bilindiği gibi daha önce 2012 yılında Güneş yüzeyinde güçlü bir parıltı görülmüş ve resmi kayıtlara geçmişti. İki yıl aradan sonra öncekine göre daha güçlü bir şekilde gerçekleşen parıltı, güneş fırtınası ile Dünya’ya yönelmiş durumda. Güneş fırtınası ya da Solar fırtına, Güneş’te meydana gelen füzyon olayı sonucunda kızıl ve kırmızımsı renkte bir alev oluşturmakta ve bu alev ortalama 15 – 20 bin km yükselerek Güneş fırtınasına dönüşmektedir.

Güneş yüzeyinde ya da merkezinde görülen bu olay ve patlamalara güneş fişekleri adı da verilirken patlama sonucunda açığa çıkan enerji uzay boşluğuna yayılmaktadır. Güneş fırtınalarının bu denli dikkate alınmasının temel nedeni, fırtına içerisinde yer alan katı, sıvı ve gaz halinde ki maddelerin yüksek bir hıza sahip olması ve yaşadığımız gezegen üzerinde jeomanyetik etkiye sahip olmasıdır. Bu olay, gezegeni çevreleyen manyetik alanda dengesizliğin oluşmasına, uydu yayınlarından GPS okumalarına kadar pek çok teknik soruna neden olabilir.

2008 yılında ABD’de yapılan bir araştırmada güçlü bir fırtınanın yaratacağı etki ile dünya üzerinde milyonlarca dolarlık hasar oluşabileceği öngörülüyor. Son olarak 1994 yılında gerçekleşen patlama, Kanada’da haberleşme uydularının zarar görmesine ve elektrik iletiminin birkaç saat aksamasına neden olmuştur. Benzer bir örnek ile 1859 yılında gerçekleşen ve Carrington Olayı olarak da kayıtlara geçen güneş fırtınası, Dünya’nın manyetosferini vurmuş en güçlü solar fırtınayı oluşturmuştur.

Son Patlama ve Beklenen Etkileri

NOAA yetkilileri Güneş’in merkezinde meydana gelen bir patlamanın, Dünya üzerinde potansiyel etkileri hakkında bazı bilgiler verdi. Amerika saati ile 10 Eylül 18.15’de gözlenen patlamanın iki gün içerisinde Dünya üzerinde etkili olması bekleniyor. Patlamanın olası etkileri arasında GPS uyduları, haberleşme ve radyo sistemlerinin etkilenebileceği söyleniyor.

Fakat merkezi bir açıklamada patlamanın uydu ve radyo istasyonlarında ciddi bir etki yaratmayacağı ancak insanlar tarafından Kuzey ışıkları şeklinde görülebileceği söylendi.

MIT’den online fizik dersi – Öğretmen ve öğrencilere yönelik ücretsiz online ders

MIT tarafından edX.org paltformunda sunulan ders, 29 Mayıs’da başlayacak olup hemen şimdi https://www.edx.org/course/mitx/mitx-8-mrevx-mechanics-review-1780#.U2hWnMbHzNH adresinden ücretsiz olarak kayıt olabilirsiniz. Dersi başarılı şekilde tamamlarsanız sertifika sahibi olacaksınız.

Mekanik konusundaki kavramsal anlamalarını ve problem çözme becerilerini geliştirmek isteyen mekanik ile ilgili biraz ön bilgiye sahip kişilere yönelik Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) tarafından sunulan bir ders olan Newton Mekaniğine Giriş dersine ücretsiz kayıtlar başlamıştır. MIT Profesörü David Pritchard ve onun eğitim araştırma grubu (REsearch in Leearning Assessing and Tutoring Effectively) tarafından tasarlanan bu derste problem çözme becerilerini geliştirmeye olanak sağlayacak yeni bir yöntem kullanılmaktadır. 29 Mayıs ile 24 Ağustos 2014 arasında yürütülecek olan dersin ilk kısa sınavı 22 Haziran 2014 tarihinde yapılacaktır.  Dersi başarılı şekilde tamamlayan kişiler edX sertifikası almaya hak kazanacaktır.

MIT-Harvard tarafından kurulan edx.org platformunda bu yaz yürütülecek olan Mekanik dersi, Newton Mekaniği konularındaki kavramalarını ve problem çözme becerilerini geliştirmek isteyen ve meydan okuyucu problemler üzerinde çalışmaktan hoşlanan kişilere yöneliktir. Öğrencilere olduğu kadar bu alanda çalışan öğretmenlere yönelik de özel içeriklere sahip olan bu ders hem öğrenci hem de kendini geliştirmek isteyen öğretmenlere yönelik oldukça iyi bir fırsat.

Dersi tüm sınavlarına katılıp başarıyla tamamladıktan sonra sertifika alabileceğiniz gibi dilerseniz sınavlara katılmadan sadece ders içeriğini takip edebilirsiniz.

Öğrencilerin uzmanlık ve genel problem çözme becerilerine yönelik özel bir pedagojik yaklaşım  (Modeling Applied to Problem Solving – MAPS) ile tasarlanan bu derste geleneksel derslere göre daha fazla kavramsal öğrenme üzerinde durulmaktadır.  8.MReVx kodlu bu mekanik dersinde video, simülasyon, ve sorularla desteklenmiş haftalık modüller  yer almaktadır. Her bir modül üç düzeyde ödev (MIT sınavlarında yer alan meydan okuyan problemlere benzer problemlerin de yer aldığı) ve haftalık kısa sınavlar içermektedir. Bu modüllere ve problemlere yönelik, katılımcıların birbirilerinin bilgilerinden faydalanabilecekleri tartışma forumları da yer almaktadır.

Bu ders MIT-Harvard platformu olan edx.org tarafından sunulmaktadır. Kayıtlar başlamıştır. Ders 29 Mayıs’ta başlayacaktır ancak öğrenciler daha sonra da kayıt olup 22 Haziran’da yapılacak olan ilk sınava girebilirler. Ders materyalleri, erken bitirmek ve tatile gitmek isteyenler için en az 3 hafta öncesinden yayınlanacaktır.   Yepyeni bir pedagojik yaklaşımla tasarlanan bu dersi, arkadaşlarınız ve ilgileneceğini düşündüğünüz öğretmen ve öğrencilerle paylaşabilirsiniz.  Hemen şimdi  buraya tıklayarak derse kaydınızı ücretsiz bir şekilde yapabilirsiniz.

Dersle ilgili detaylı bilgileri içeren İngilizce dokümana buraya tıklayarak erişebilirsiniz.